TV ÜNLÜLER ranini.tv

ZÜLFİKAR’I ÇOK SEVDİK!

Ranini.TV, kapak yıldızımız Burçin Terzioğlu'nun rol arkadaşı Celil Nalçakan ile bir araya gelip kendisi hakkında merak edilenleri sordu.

Mart sayısı kapak yıldızımız Burçin Terzioğlu’nun başrolünü paylaştığı Poyraz Karayel’in en sevilen oyuncularından biri olan Celil Nalçakan yani nam-ı diğer Zülfikar ile Cansu Uras, Ranini.TV için bir araya geldi.

Her Çarşamba Zülfikar kostümüyle izliyoruz seni. Peki, bu kostümün en sevdiğin kısım hangisi?

Öncelikle hem Zülfikar hem de Sefer için bu tür rollerin çok tesadüf etmediğini söyleyebilirim. Okuldan mezun olduğunda fiziğine, yüzüne göre sana bir rol biçiyorlar. Mesela ben de 8 yıldır ya mafya babasının adamını ya polisi veya ağayı oynuyorum. Sonuçta İskandinavya’dan gelen birini oynayamayacağım aşikâr (Gülüyor). Zülfikar’a gelirsek, onun rengi vardı. Benim cebimdeki oyunculukla oynayabileceğim bir rol değildi. Böyle önemli ve deyim yerindeyse ‘ağır’ rolleri oynayabilmen için kalbindeki oyunculuğu çıkarman gerekiyor. Bir de baktığında sorumluluk gerektiren bir rol. Çünkü belli kültürel kimlik kodlarını taşıyor ve gerçek hayatta bu kodlara sahip kişilerin zarar görmemesi için sen de önemli bir sorumluluk üstleniyorsun. Hatta özel hayatına bile bu yüzden dikkat etmeye başlıyorsun.

Ekran Resmi 2016-03-16 19.47.55

Zülfikar’la ilgili bugüne kadar aldığın en ilginç yorum nedir? 

Çok net hatırlamıyorum fakat ranini, bir keresinde Zülfikar, Sefer ve Taş Kafa için ‘zarif abiler’ yorumu yapmıştı. Hatta ‘İçeriden bildiriyorum: Zülfikar, Sefer, Taş Kafa… Zarif abiler’ yazısındaki tüm yorumlar çok hoşuma gitmişti. Açıkçası geri kalanına şaşırmıyorum. Bunu lütfen kimse ukalalık olarak algılamasın ama sonuçta o adamla ben yaşıyorum zaten. Ve Zülfikar’la ilgili en güzel tespitleri de senaristimiz Ethem Özışık ve yönetmenimiz Çağrı Vila Lostuvalı yapabilir. Tabii ki bir de ben. Biz yaşıyor ve yaşatıyoruz onu.

İkinci Poyraz ve Ayşegül devri olduğu gibi senin de Meltem’den önce, Meltem’den sonra dönemin var. 

Şunu hemen söyleyeyim; Sezar’ın hakkı Sezar’a. Hare Sürel benim zaten hayranlık duyduğum, gerçekten kusursuz bir oyuncu. Şöyle düşün; sen Messi’sin ve o takımda Xavi veya Iniesta yoksa sen de Messi olamazsın. Sana pas veren olmazsa gol de atamazsın. Mesleki olarak hayatımın bugüne kadar en güzel gollük paslarını Nejat İşler’den, Görkem Kanbolat Arslan’dan ve Hare’den aldım. O yüzden bazen Zülfikar’a imreniyorum. O kadar güzel bir ilişki yaşıyorlar ki… Meltem Tunceli’de, Zülfikar İstanbul’da doğmuş olabilirdi. Emin ol o zaman yeniden buluşurlardı.

Seni en çok ne etkiler?

Durumlardan ve olaylardan çok çabuk etkileniyorum. Yolda yanında annesi olmayan kedi yavrusu görüp üzülmeyen insan var mıdır? İşte, böyle hissediyorum. Bu hayatta yaşıyorsak bir duruşumuz ve sorumluluğumuz var. “Senin üstündeki kazağı dikenin, senin üstünde hakkı vardır’’. Bu sözü çok severim. Eğer böyle yaşarsak hayatla alakalı pek çok bağın oluyor ve o sırça sarayda yalnız kalmıyorsun. O zaman büyüyorsun. Zülfikar’la birleştiğimiz yönlerden biri de bu galiba.

Peki, hayattaki en büyük zaafın ve kavgan nedir?

En büyük değil, bu hayattaki tek zaafım kardeşim. Hayatla kavgama gelecek olursam adalet sistemiyle bir derdim var benim. Hiç çalışmayanın daha çok kazandığı, çok çalışanın ise açlık sınırının altında yaşadığı bir ülkenin vatandaşı olarak adalet sistemiyle dertliyim.

Röportajın devamı ranini.tv’de.