RÖPORTAJ Sinem Gürleyuk

RAFİNE ENERJİ

Dansçıydı oyuncu oldu. Herkes onu konuşurken o kulaklarını tıkayıp işini yaptı ve ‘yeni star’ sıfatını kaptı.

Yerinde duramayan bir karakter. Konuşurken, bir şey anlatırken elleri mimikleri bile çok hızlı hareket ediyor. Heyecanı, enerjisi, duyguları hep zirve seviyesinde. Sabah erken saatlerde başlıyor serüvenimiz. Aşırı dakik bir kadın. Bir yerlere geç kalmak, huyu değilmiş. Her kare için heyecanla yerinden kalkıp, hızlı adımlarla hazırlık yapıyor. Muzip küçük bir kız çocuğu var içinde. Mesela bir klasiktir; çekim kızı ızgara yer, salata yer ya da hiçbir şey yemez. Bütün ekip pizzaları, makarnaları mideye indirirken de iç rahatlığıyla dedikodusu yapılır; “E hiçbir şey yemiyor tabii zayıf olacak,” diye. Demet’te durum pek öyle olmadı. Salata mı ızgara mı sorumuza; “Acaba hamburger mi yesek?” yanıtını aldık. Hem yiyen hem de kilo almayanlar grubundan! Olacak iş değil. O bu durumu oyunculuktan önce yaptığı dansa bağlıyor; “Dans, her şeyden önce aylardır dizi setlerinde spor yapmayan vücudumun altyapısında hala sağlam duran kaslı bacak ve vücut yapımı bana kazandırdı.” Bu muzip kızın İzmit’in küçük bir kasabasında geçen çocukluğunu merak ediyorum; “Çocukluğum güzel anılar, oyunlar ile geçti. Ablama yetişmek için erken olgunlaşma, hayatı kazanmak için çabuk büyüme dönemleri ile çok güçlendirici bir altyapının oluştuğu yıllardı. Sevimli ama bir o kadar da asi ve mutlu bir kız çocuğu var geçmişte. Tek başıma çok güçlü olmam gerektiğini erken öğrenenlerdenim,” diyor. Ablasıyla ve annesiyle geldiği İstanbul’da önce ablası sahne ışıklarının altına çıkıyor. Demet o sırada avukat olma hayalleri kuruyor ve okuyor. Ardından ablası evleniyor ve evin yönetimi Demet’e geçiyor. Ablasından devraldığı dans ayakkabılarını giyiyor ve kariyerini yazmaya başlıyor. Danstan kazandığı parayı oyunculuk eğitimine harcamaya karar verdikten sonra da hayatı değişiyor; “Azimliyim, başarmayı seviyorum. Bir yola girmem zaman alabilir, ama girersem de başarısız çıkmak pek benim tarzım değil.”

all-magazine-demet-ozdemir6

“Hızlı yükselişin korkusunu taşıyorum”

23 yaşında büyük bir şöhretin içinde Demet Özdemir. Onun için senaryolar yazılıyor, projeler üretiliyor, reklam filmleri için peşinden koşuluyor. Sana Bir Sır Vereceğim dizisiyle kavuştu üne. Hayal gücünün o diziyle genişlediğini söylüyor. Herkes onu konuşurken hayatının nasıl bu kadar değiştiğini de tam anlamadığını itiraf ediyor; “Bir şeyler olduğunun farkındaydım ama henüz belki de üzerime tam giyememiştim.” Peki ya bugün giyebildi mi? Olduğu yere kendini ait hissediyor mu? “Birçok kişinin gözünde ben de çabuk yükseldim, biliyorum. Bir taraftan herkes gibi hızlı yükselişin korkularını, endişelerini tüm samimiyetimle taşıyorum. Tek bildiğim Demet Özdemir, çok güçlü ve çalışkan bir karakter. Güzel bir yerdeyim ama çok da aidiyetim yok. Zaten ışık ve kamera sönünce hepimiz aynıyız, farkımız kalmıyor,” diyor. Çabuk gelen şöhretin çabuk gideceği hep konuşulur. Demet bunun da farkında; “Çok örnek veriyorlar. Çabuk çıkan, hızlı düşer… Ben yerimden memnunum ve kesinlikle ‘oldum’ demiyorum. Daha çok başındayım işin, öğreneceklerim çok fazla. Hatalar da yapacağım ama buraya çalışarak geldim. Kendi kendime geldim, o yüzden açıkçası hiçbir korkum yok. Çok daha güzel günlerim olacak…”

“En büyük kozum mimiklerim”

Yusuf Çim’le başrollerini oynadığı son projesi Çilek Kokusu bir yaz dizisi olarak başladı ama sezon yapımları arasında da kendine yer buldu. Ancak geçen ay proje son buldu. Demet bunun kesinlikle uzun bir veda olmayacağını söylüyor. Dizinin biteceğini öğrendiğinde, önce uzun bir tatil hayal etmiş ancak ‘Şimdi değilse ne zaman?’ diyerek hiç ara vermeden yeni projeler için görüşmelere başlamış. Oyunculuk konusunda hırsları var. Karakterlerine hazırlanırken, günlerce aylarca oynayacağı karakter gibi yaşayıp, onun gibi yürüyüp, gizli gizli o olmaya çalışıyor. “Yaşayarak oynamaya çok özen gösteriyorum,” diyor. Oyunculuk için doğru ekip ve senaryoyla canlandıramayacağı karakter yok. Güvendiği insanların sözünü dinlemek onun yaşam biçimi. İnternette dönen ‘Geleceğin Beren Saat’i yorumunu soruyorum; “Herkese saygım sonsuz. Benzetmeler hep oluyor. Makyaj yapıyorum başkasına benzetiliyorum, saçımı açıyorum bir başkasına… Beren Saat çok başarılı bir oyuncu. Bu benzetmeler ne aşırı mutlu ediyor, ne de üzüyor. Çünkü günün sonunda amacım kendim olarak en az o başarılı insanlar kadar başarılı olmak,” diyor. Oyunculuk konusunda onu bir adım öne taşıyan şeyin mimikleri olduğunu düşünüyor; “Sonuna kadar ağlayabiliyorum ve gözlerimle ağzımla hakkımla gülebiliyorum. Gerçek olduğum için öndeyim.” Aldığı ‘yeni star’ yorumunu hatırlatıyorum ona. Bunun ne kadarının fizik ne kadarının oyunculuk olduğuna inandığını masaya yatırıyoruz; “İkisi de değil. İnsanların gözünün içine bakarım. Hatta söylerim de ‘Ben bu kişiyle çalışmak istemiyorum, gözleri yalan söylüyor,’ derim. Doğalım, yalansızım, seyirciye de bunu geçirebiliyorum. Bence başarı, gerçeği ve hakiki Demet’i seyircime hissettirebilmiş olmam. Reklam anlaşmaları zor kararlar, onlar da en az diziler, filmler kadar unutulmuyor ve sizin kişisel marka değerinizi yansıtıyor. Bu konuda seçici olmam, ya da uzun süre çoğuna cevapsız kalmam bu sebeplerle oldu, star’lıktan değil,” diyor. İnternet yorumları arasında bir şey dikkatimi çekiyor; oyunculuk yeteneğiyle ilgili eleştiri yapanların sayısı çok az. Herkes sadece güzel mi değil mi tartışması yürütüyor; “Doğrusu kendimi aynaya bakınca, Allah’ım bu ne güzellik diye bakmıyorum. Hatta aksine onlarca kusur görüyorum kendimde. Fakat kendimi ve fiziğimi kabul ettim. Kabul edince insan, kendine güveniyor ve bu da dışa yansıyor. Yoksa detaylarda her şeyim standart, sadece bütün olarak bakıldığında ve ekrana geçtiğimde kemikli bir yüzüm, sıkı bir vücudum var. Vücut dilini kullanmayı biliyorum aslında en büyük sırrım bu! Özel bir fark yok.”

all-magazine-demet-ozdemir5

“Pişmanlıklar zaman kaybı”

Genç, güzel, başarılı, çekici, ünlü bir kadın var karşımda. Haliyle özel hayatı da fazlasıyla merak konusu. Fakat tabii ki o da özel hayatıyla ilgili sorulara yanıt vermiyor. Sadece genel sorular onda cevap buluyor. Aşk diyorum cümlenin devamını ona bırakıyorum; “Ruhu, bedeni besler. Her canlı bu kimyayı yaşamalı. İşin içinde fedakarlık, özveri ve samimiyet varsa kimya tutar!” Demet insanların gözünün içine bakarak iletişim kuran ve bu temasa fazlasıyla özen gösteren biri. Ne istediğini, neler hissettiğini onun da gözlerinin içine bakınca anlamanız çok zor değil. Fakat konu aşk olunca duygularını çok fazla dışarıya yansıtamadığını söylüyor; “Dışarıdan durgun, içeride fırtınalı bir derya deniz olurum.” Hepimizi bugün olduğumuz hale getiren çocukluk ve ilk gençlik yılları biraz mücadeleyle geçmiş. Erken yaşta sahip olmak zorunda kaldığı güç için pişmanlık yaşayıp yaşamadığını merak ediyorum; “Pişmanlıkların sadece zaman kaybı olduğu, hayatın hızla akıp gittiği bir çağdayız. Hata yapmadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Bir bebek defalarca yere düşmeden yürümeyi, bir çocuk dizleri parçalanmadan bisiklete binmeyi başaramıyor. Herkesin kendince göğüs gerdiği zorluklar olmuştur, ben artık önüme çıkanları sorgulamayı bıraktım ve yaşıyorum. Yaşadıkça da deneyimleniyorum. Fakat mükemmeliyetçi olduğum için yaşadıklarımı, kimseye de belli etmeden, mutlaka sorgularım. Kolay özür dileyemesem ve inatçı olsam da hatalarımı tekrar etmeyi sevmem. Kendime gizli dersler çıkarırım,” diyor. Aklım hala güçte. “Maddi, manevi gücün yanlış karakterlerde çok tehlikeli olabileceğini düşünürüm her zaman, sen bana katılır mısın?” diyorum; “Ben güçlü insanlara daima saygı duyarım. Yanlış karakterlerde çok çalışkan, güçlü ve hırslı kişiliklerin söylediğin güçte olduğunu görüyorum. Hayret etsem de, onlara da helal olsun demek ve eleştirmemek ilahi adalete bırakmak gerektiğini inanıyorum,” yanıtını veriyor.

“Başarı sadece ruhu tatmin etmez”

Peki ya başarı? Demet Özdemir kendini başarılı olarak görüyor mu? O en büyük başarısının azmi ve çalışkanlığı olduğunu düşünüyor; “Dır dır edebilirim ama günün sonunda işimde benden istenilen her şeyin en az bir fazlasını verebilmeye odaklı ve özverili çalışırım.” Demet başarının maddi bir karşılığı olup olmaması konusuna çok net yaklaşıyor. İşteki başarının iki kademeden oluşması gerektiğine inanıyor. Hem ruhu beslemesi hem de somut olarak görülmesi lazım diyor; “Lüks bir markadan kendinize bir hediye almak gibi, sizin de bir perakende satış fiyatınızın olması ve bunun da giderek artması, kendinizi iyi hissetmek için şart.” Başarıyı, gücü, kariyeri bir kenara bırakıyoruz. Yenilenmenin, hayal kurmanın tam zamanı. Yeni yıl denince Demet’in aklında uçuşan neler var? “Kutlama var, bol müzikli! Konfetiler uçuşuyor, sanırsam kafamda sempatik bir şapka da var. Hatta en sevdiklerimleyim. Geçen yıla dair, kendime verdiğim sözler yüzde 100 gerçekleşmese de yepyeni umutlarla sıfırdan beyaz bir sayfa açmaya hazırım.”

fotoğraf mehmet erzincan * moda editorü nazlı alaca * saç ibrahim zengin / no.21 * makyaj hamiyet akpınar moda editörü asistanı şeyda sözüer * fotoğraf asistanı levent sülün  * saç asistanı isa töre