ÜNLÜLER Sinem Gürleyuk

NAİF COOL

Kara Sevda dizisinin yakışıklı oyuncusu Kaan Urgancıoğlu, canlandırdığı Emir karakteriyle kötülerin de aşık olabileceğini gösteriyor.

ALL-MAGAZINE-KAAN-URGANCIOGLU3

Kaan Urgancıoğlu’nu nasıl bilirsiniz? Biraz asi, evin yaramaz çocuğu, huysuz… Niye böyle bir imajı var bilmiyorum hatta o da bilmiyor. Büyük ihtimalle magazin üzerinden yaratılan imajın yansıması bu. “Biraz ‘bad boy’ imajı var sanki sende, magazin yüzünden,” diyorum daha cümlemi tamamlamadan “Magazinle pek seviştiğimiz söylenemez,” diye cevap veriyor. Peki var mı gerçekten ‘bad boy’ özellikleri; “Uzaktan duruşumun böyle olduğunu biliyorum. Bir savunma mekanizması mı ya da başka bir şey mi bilmiyorum. Tanıştığım, vakit geçirdiğim herkes bana dışarıdan göründüğümden farklı olduğumu söylüyor. Magazin zaten başlı başına bu işi yapan herkesin zorlandığı bir mecra. Anneannemin verdiği güzel bir öğüt var. “Güleryüzlü ol, onlar da zor bir iş yapıyorlar,” çok da doğru söylüyor. Ben de öyle bakıyorum, son zamanlarda,” diyor. Ben anlatayım, 4-5 saat geçirdik birlikte. Bu süre içinde bu satırlarda okuduğunuz röportaj ve gördüğünüz fotoğraflar çekildi. Huysuz ve aksi değil gerçekten. Tam tersine ince, düşünceli ve rahat bir adam o. Cool duruşu hakkında diyecek fazla bir şey yok. Aşırı enerjik, çok neşeli gibi tanımlamalar yapamayacağım. Sakin bir adam. Keskin uçları yok…

Magazin dışında en son 2012’de A.Ş.K dizisinde gördük Kaan Urgancıoğlu’nu, bir de kısa bir süre Filinta’da. Nerelerdeydi bu arada? İki arkadaşıyla birlikte uzun metrajlı bir film için kolları sıvayıp, senaryo yazmış. 2016’da çekilip, 2017’de yayınlanmasını istemesi dışında konuyla ilgili başka bir kelime çıkaramıyorum ağzından. En iyisi yeni dizisine dönmek! Ay Yapım’ın dizisi Kara Sevda’da Burak Özçivit ve Neslihan Atagül’le kamera karşısında. Hikayeye yön veren gizemli ve senaryonun karanlık yüzlerinden birini oynuyor. Burak Özçivit ve Neslihan Atagül aşkının arasına girmeye çalışan ‘diğer çok aşık adam’ da diyebiliriz; “Çok yakın bir ailenin oğlunu oynuyorum, saplantılı derecede aşık kıza. Bugüne kadar istediği her şey alınmış bir çocuk hayal edin, her şey yapılmış. Bu kızı istiyor ve onu alamamış. Eyvah bir durum var yani ortada,” diyor. Dizi zengin kız, fakir oğlan senaryosu üzerinden kurgulanmış. İçinde çok farklı hikayeler olsa da özü bu! “Nasıl oluyor da hala hiç durmak bilmeden işin özünde zengin kız fakir oğlan senaryosu iş yapabiliyor,” diyorum. “İşin özü çatışma diyor. Çatışma güçlü olduğu müddetçe yapılacak, izlenecek,” diyor.

ALL-MAGAZINE-KAAN-URGANCIOGLU4

 “Kalıba sokmak hayatı kurutur”

Röportaj sırasında onu içine ‘en’ kelimesi giren sorular zorladı. Yanıtları geçiştirmemek için uzun uzun düşündü. Gerçekten her şeyin ‘en’ini bulmaya çalıştı ama o da hayatta ‘en’lerden pek hoşlanmayanlardan. Zorladım biraz “Kadınlardan bugüne kadar öğrendiğin en önemli şey ne?” sorusu onu epey bir uğraştırdı, sonunda da “Çok şey var da hangisi en önemlisini söylemek çok zor. Babaannem su içtikten sonra “Şükür de,” derdi. Aslında çok ufak ama önemli bir şey. Bunun dışında tabi bir sürü edinimim var kadınlardan başta annem, ananem olmak üzere fakat klasörlemek zor bunları,” noktasına geldi. “Kadınlarda en çok neyi anlamak isterdiniz?” diyorum bu en’in yanıtını hemen veriyor; “Valla sizi anlamak isterdim! Çok komplikesiniz! Hem bu

kadar hissedip hem de zihinsel aktiviteniz nasıl bu kadar yüksek bir şekilde hayata devam edebiliyorsunuz? Bunu anlamayı gerçekten isterdim,” diyor. Açıkçası biz de tam tersini anlamak istiyoruz diyemiyorum tabii. Konu kadınlardan açılmışken aşka değmeden çıkmıyoruz. “Aşk yok desem beni ikna etmeye çalışır mıydın yoksa bana katılır mıydın?” diyorum. Konuya bambaşka bir yerden girmeye karar veriyor; “Aşk herkesin kendi hissettiği kadar var ya da yok. İnsanlar birbirlerine hissettiği şeyi anlatmaya çalışırken ortaya sanat çıkıyor. His dediğimiz şey; mesela mutluluk! Bunlar kavram olmuş ve herkes aynı şeyi yaşıyormuş gibi indirgenmiş kelimeler. Aslında binlerce tonu var hislerin ve duyguların. Biz bunları kalıplara sokuyoruz, harflere döküyoruz ama pek de öyle değil sanki his dediğimiz şeyler. Biricik hepsi. Biz kelimelerin karşısına hisler oturtup, hayatlarımızı da kalıba sokuyoruz…

ALL-MAGAZINE-KAAN-URGANCIOGLU2

Elif Şafak’ın çocukluğuna dair anlattığı bir hikaye var anneannesiyle ilgili; anneannesi ellerinde siğiller olan kişilere Arapça bazı kelimeler mırıldanıp, daha sonra da kırmızı bir elmaya yok etmek istediği siğil sayısı kadar gül dikeni saplarmış. Sonra da tek tek bu dikenleri siyah bir mürekkeple çember içine alırmış. Anneannesine onu ziyarete gelen ellerinde siğiller olan insanları nasıl iyileştirdiğini sormuş bir gün; “Evet dua etmek etkilidir ama çemberlerin gücüne de dikkat etmelisin,” demiş. Bana göre çembere almak, kalıba sokmak her şeyi kurutur.” Ona göre su nasıl içiliyorsa aşk da öyle yaşanmalı. Sanırım şu anda tam olarak öyle bir ilişki yaşıyor. Uzun süredir medyatik ilişkileriyle gündemde olan Kaan Urgancıoğlu’nun, şu sıralar gözlerden uzakta bir ilişkisi var.

“Hayatı spiral olarak görüyorum”

Hayatta geldiği noktadan da yerden de çok memnun olduğunu söylüyor Kaan. İnsanlar değişir mi gelişir mi diye konuşmaya başlıyoruz. Hayatı spiral gibi gördüğünü anlatıyor. Defter spirali ya da telefon kablosu gibiymiş hayat ve aslında bizim bu spiralde daire çizerek, yukarı doğru çıktığımıza inanıyor… “Peki ya 10 yaşındaki halin şimdi seni görse o memnun olur muydu?”, “Yedi yaşımda okuma bayramında sahneye çıktım. Annem ve anneannemle bir tatile çıkmıştım öncesinde, çok uzun bir metin vermişlerdi bana ezberlemem için. Büyük bir oditoryumda çıkıp bunu ezberden söylemem gerekiyordu. Çıktım, başladım söylemeye monoloğumu, sonra annemi gördüm. Annem ezberlemiş bana yardım etmeye çalışıyor. O an her şey gitti. Benden daha iyi ezberlemiş. Ağzını oynatıp metni okuyor. Mikrofona “Anne sus ya,” dedim. Salon yıkıldı, yere düştü herkes gülmekten. Sonra pantolonumun arkasındaki kağıda baktım ve konuşmayı tamamladım. O çocuğa diyebileceğim tek şey; yanımda olmaya devam etmesi.”

ALL-MAGAZINE-KAAN-URGANCIOGLU5

Deri ceket tutkusu

Bir günlüğüne rock star olabilse Jim Morrison’un yerine geçmenin hiç fena olmayacağına inanıyor. Gerçi ailesiyle birlikte vakit geçirince kendini birazcık rock star gibi hissettiğini de söylemeden geçemiyor. Fatih Akın’ın Temmuz’da filminde Juli ile İsa’nın gemide yükseldikleri sahneyi unutamıyor! Patti Smith’in Çoluk Çocuk kitabının onda özel bir yeri var. Bu yüzden kitaptaki Patti Smith’e ayrıca hayran. Bu yakışıklı adamın modaya da ilgisi var! Ama daha çok sokakta ne olup bittiğini takip etmeyi seviyor. Dolabında 15 yaşında aldığı bir deri ceketi var ki o olmadan stilinin eksik kalacağını düşünüyor. Çocukluğundan beri pek çok farklı spor yaptığını söyleyen Kaan, son bir senedir de düzenli olarak yüzdüğünü ve yediklerine dikkat ettiğini söylüyor. “İyi hissettiriyor bunları yapmak. Bunları yaptığında kendine daha çok değer veriyorsun. Kendine değer verdiğinde daha çok spor yapıyorsun… O da pozitif bir sarmala dönüşüyor,” diyor.

ALL Ekim 2015