Genel MODA HABER Debora Zakuto

İSTANBUL’DA SANAT HAREKETİ

14. İstanbul Bienali harika ön gösterimleri ve neşeli davetleriyle 5 Eylül'de başladı ve 1 Kasım'a kadar da devam edecek. Şehrin neredeyse her karesinde son hız sanat hareketi var. Bu sanat şölenini kaçırmayın! Bir ucundan kendinizi bıraktığınızda çıkmanız kolay olmayacak! Hazırlayan: Polen Müge Korkmaz

unnamed (2)

Büyükada, Adrian Villar Rojas, The Most Beautiful of All Mothers (Tüm Annelerin En Güzeli) 2015, Mekana Özgü Enstalasyon

BİENAL MEVSİMİ BAŞLADI!
Büyükada, boğaz, okullar, galeriler, depo, otopark, eski evler ve oteller… Bu mekanların hepsi bu sene 14. İstanbul Bienali’ne ve paralel etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Diğer Bienal’lerden farklı olarak bu sene İstanbul Bienal’i şehrin hemen hemen yer yanına yayılmış durumda. Üstelik ücretsiz geziliyor! Amerikalı küratör Carolyn Christov-Bakargiev tarafından şekillendirilen Bienal’in bu seneki kavramsal çerçevesi ‘Tuzlu Su’ oldu. Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa, Ortadoğu, Latin Amerika ve Kuzey Amerika’dan 80’den fazla sanatçının katılım gösterdiği ve 30’dan fazla mekanın ev sahipliği yaptığı bu dev sanat şölenini tek bir güne sığdırmanız ise imkansız! Bienal için bu yıl yine en az üç gününüzü ayırmanız gerekiyor. Bienal kapsamında aynı zamanda paneller ve okuma günleri gibi etkinliklerde düzenlenecek. Çağdaş sanatla henüz hiç tanışmamış olanların dikkatini çekmek ve çağdaş sanata duyulan ilgiyi canlandırıp yaygınlaştırmak adına bir çok kişinin aylarca süren çalışmayla el birliğiyle hazırladığı 14. İstanbul Bienali’ni daha rahat gezebilmeniz adına size bir rota hazırladık.

unnamed (5)

Red/Red (Kırmızı/Kırmızı), Eskitilmiş kağıtlar ve eskitilmiş el yapımı defterler üzerine Ermeni ve Türk kırmızısı

BEYOĞLU’NA İKİ GÜN AYIRIN
Bienal turunuza Beyoğlu sokaklarında kaybolarak başlayabilirsiniz. Hem Bienal işlerini görürken Beyoğlu’nun tarihi dokusuyla sanat dolu bir gün geçirebilirsiniz. Beyoğlu gezinizin ilk durağı İstiklal Caddesi’nde yer alan Arter olabilir. Giovanni Anselmo, Christine Taylor Patten gibi isimlerin işlerini Arter’de izleyebilirsiniz. Birçok sanatçının işine ev sahipliği yapan Arter’de turunuzu tamamladıktan sonra Tophane’ye doğru bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Bu rota üzerinde sizi birçok Bienal mekanı karşılayacak. Cezayir ve Masumiyet Müzesi’ne uğramayı unutmayın. İspanyol sanatçı Fernando Garcia Dory’nin başlattığı ‘Karasal Türkiye Genişleme Ajansı’yla Güneydoğu’daki kadınların yaptıkları üretimleri buralarda izleyebilirsiniz. Ayrıca sanatsal üretimin yerel ekonomiye katkısıyla ilgili bir dizi konferanslar ve atölyeler oluyor. Denk gelirseniz mutlaka katılın! Sizi düşünmeye iten Bienal’de Beyoğlu kapsamında gezecek çok yer var. Kısa bir öğle yemeğinden sonra Özel İtalyan Lisesi’nde Bienal için hazırlanan videoları izlemeye gidebilirsiniz. Bienal’in en uzun videosu olan Cheng Ran’ın ‘9 Saatlik Film’i gerçektende dokuz saat sürüyor mu burada şahit olabilirsiniz. Bir amaç uğruna yola çıkıp bir daha geri dönemeyen insanları işaret eden bu video kaçmaz! Şimdi nereye gidelim? O kadar çok seçenek var ki, İsterseniz Karaköy’e doğru yol alıp SALT Galata’yı gezin. Zeyno Pekünlü’nün işlerini gezip çıkışta da belki bir balık ekmek yersiniz. Tophane’deki eski bir tütün deposunda çarpıcı videolar yer alıyor. Ermeni tehcirinin 100. yılı nedeniyle Bienal’de bu konu üzerine kafa yoran birçok sanatçının işini izlemek mümkün. Bunların dışında Beyoğlu’nda Ardahan Otel, Casa Garibaldi, Dükkan, Ev, FLO Binası, Fransız yetimhanesi, The House Hotel Galata, Kasa Galeri, Otoparklar, Vault Karaköy Bienal işlerini izleyebileceğiniz mekanlar olarak ön plana çıkıyor. Özellikle Galata Özel Rum İlköğretim okulunda her kat sizi daha fazla şaşırtacak. Bienalin ana mekanlarından biri olan okulda Anna Boghiguian’ın ‘Tuz Tüccarları, Hera Büyüktaşçıyan’ın ‘Açık Okul’u, Andrew Yang’ın zilleri desek? İçiniz kıpırdamaya başlar mı? Açıkçası Beyoğlu rotanızı da tek bir güne sığdırmak imkansız. Hızla keyifsiz gezmek yerine, tadını çıkararak iki güne yayıp gezebilirsiniz.

unnamed (4)

The Silence of Ani (Ani’nin Sessizliği) 2015, Video performansı 

unnamed (3)

Büyükada, Büyükada, Adrian Villar Rojas, The Most Beautiful of All Mothers (Tüm Annelerin En Güzeli) 2015, Mekana Özgü Enstalasyon

BÜYÜKADA EN GÜÇLÜ MEKAN!
Bienal’in bu yıl tartışmasız en çok konuşulan mekanı Büyükada oldu. Büyükada’da yer alan eserlerin alt başlığı ‘Bay Troçki’nin Denizden Gelen Misafirleri.’ Eserler, ‘Tüm annelerin en güzeli’ olarak adlandırılmış. Burada yer alan mekana özgü enstalasyonlar, tam bir görsel şölen yaratıyor. Hatta öyle ki sanata binlerce kez daha aşık olacaksınız. Aran Villar Rojas’ı hayal dünyasından doğan birebir ölçülerde yapılmış gergedan, zürafa, at, goril gibi hayvanları suyun üzerinde izleyebilirsiniz. Büyükada’da Bienal kapsamında; Troçki’nin Evi, bir zamanlar Hatırla Sevgili dizisine ev sahipliği yapmış köşkte, Daria Martin’in işlerini, İskeledeki Kaptan Paşa Deniz Otobüsünde ise Marcos Lutyens, deniz otobüsünün içinde düşsel bir ortam yaratmış. Merkezinde bir tekne iskeletinin yattığı hayali bir mekan. Vaktiniz varsa oradaki hipnoz seansına da katılın… Büyükada’da Bienal’e dair hiç unutamayacağınız eserlerle karşılaşacaksınız. Çağdaş sanatın en önemli isimlerinden biri olan William Kentridge’in video enstalasyonu Splendid Palas’da sizi bekliyor. 1920’lerin İstanbul’una dair olan iş, mekanla birebir uyum içinde ve sizi o zaman diliminden çıkartıp bambaşka dilimlerinde kaybolmaya çağırıyor.

.

.

Nikita Kadan, Untitled 2014

ONSUZ OLMAZ; İSTANBUL MODERN
Yukarıda anlattığımız rotaları gezdikten sonra epey yorulmuş olmalısınız, tatlı bir sanat yorgunluğu! Biraz daha deniz havası hiç fena olmaz değil mi? İstanbul Modern’in zaten inanılmaz huzurlu bir ortamı var bu huzura bir de Bienal eklenince keyfinden geçilmiyor. Bir günü buraya ayırmak gerek! Zaten Bienal’in ev sahiplerinden biri İstanbul Modern. 60’dan fazla sanatçının işi burada yer alıyor. Bienal kapsamında da birçok kadın sanatçının işi İstanbul Modern’de görülebilir. Aslı Çavuşoğlu, Senam Okudzeto, Grace Schwindt, Nikita Kadan, Ana Prvacki Modern’de izleyebileceğiniz isimler arasında. Sanatın bir çok farklı disiplininden gelen isimler, birbirinden farklı işlerle aynı konu üzerinde yoğunlaşıyor. Size de Bienal’i gezip, düşünsel süreçten keyif almak kalıyor! Birçok sanatçıyı ve disiplini bir araya getiren Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori’si sanat otoriteleri tarafından dünyanın en iyi ilk dört Bienal arasında gösterilmeye başlandı. Unutmayın, 14. İstanbul Bienali’nin kapıları 1 Kasım 2015’e kadar açık.

sublime görseli
Sublime

PARALEL ETKİNLİKLERİ ES GEÇMEYİN

Bienal dışında paralel etkinlikler de devam ediyor. Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve artnivo.com iş birliği içerisinde iki sergi var. Sisin önce görülebilen sonra tende hissedilebilen bir nesneye dönüştüğü Süblim enstalasyonu ve 10 ayrı sanatçının katılımıyla oluşan, izleyiciye deneyim yaşatmayı amaçlayan 40 Metre // 4 Duvar // 8 Küp sergileri Zorlu’da 1 Kasım’a kadar sizi bekliyor. Diğer paralel etkinliklerden Galeri APEL’deki Maden-Cevher sergisi bir çok sanatçıyı bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor. Salı-Cumartesi günleri arasında 31 Ekim’e kadar görülebilir. Borusan Contemporary’deki Görünenin Ardındaki sergisi 21 Şubat 2016 tarihine kadar izlenebilecek, Christiane Paul’un küratörlüğünü üstendiği sergi cumartesi-pazar günleri görülebiliyor. İstanbul Fransız Kültür Sanat Merkezi’nde ise fotoğraf sergisi Bienal’e paralel olarak yürütülüyor. Karadeniz’den Kartpostallar başlıklı sergi 12 Kasım’a kadar görülebilir. Rampa, Mama Shelter, Pi Artworks, Galeri Nev, Mixer, Pilot Galeri ve daha bir çok mekanda gerçekleşen paralel etkinliklerini ve adresleri detaylı öğrenmek için iksv.org’u takip edebilirsiniz.

unnamed (6)

ZERO Heinz Mack (1931 -) Işık Stelleri, alüminyum Enstalasyon: Martin-Gropius-Bau, Berlin 2015

ZERO KAÇMAZ

1957’de Düsseldorf’da doğan ZERO sanat akımının temeli, savaşın getirdiği olumsuzluklar ile sanatçıların işlerini sergileyeceği alan bulamamasıyla başladı. Sanat sıfırdan başlamalı mantığıyla yola çıkan akım şimdilerde en ünlü sanat etkinliklerinden biri haline geldi. S.Ü Sakıp Sabancı Müzesi ve Akbank Sanat işbirliğiyle düzenlenen sergiye S.Ü Sakıp Sabancı Müzesi ev sahipliği yapıyor. ZERO akımına odaklanan sergi, bu hareketin kurucuları olan Heinz Mack, Otto Piene, Günther Uecker’in yanı sıra Yves Klein, Piero Manzoni ve Lucio Fontana’nın 100’ün üzerinde eserini bir araya getiriyor. Sergi bir dizi konferans, sempozyun ve film gösterimi gibi etkinliklerle birlikte ilerliyor. 2 Eylül’de izlenime açılan sergi, 10 Ocak 2016 tarihine kadar kapılarını açık tutacak.

Pageskin Top
Pageskin Left
Pageskin Right