Genel Debora Zakuto

RENGARENK BİR GÜLŞEN

Ara ara önümüze sunulan, “Türk pop müziğinin Madonna’sı kim?” sorusunun cevabını bilmiyorum ama, “Türkiye’nin giderek gençleşme konusunda Madonna’yla yarışabilecek pop starı kim?” sorusu için cevabım rahatlıkla, “Gülşen!” olacaktır. 1996 yılında Be Adam albümüyle başladığı müzik hayatına 10’dan fazla albüm ve sayısız ödülle son sürat devam eden ünlü müzisyenin muntazam fiziği ve anlamlı yüzü aynen yerinde duruyor.

2

Türk pop piyasasında kendi şarkılarını yazan kadın müzisyenlere nadiren rastlıyoruz. Bu sana bir albüm yaparken müthiş bir özgürlük sağlıyordur eminim. Hem söz-beste bulma seanslarına girmediğin hem de kendini daha rahat ifade ettiğin için. Bir yandan da doğal olarak çaban artıyor mu? Daha iyisini yapmak ya da işin mutfağında daha fazla zaman geçirmek açısından?
Aslında sadece albüme ya da bir projeye hazırlanırken değil hayatımın her anında, 24 saat çalışıyorum ben. Duygularım uyurken bile hep tetikte. Sıradan bir günde de kendimi hep gözlemlerken, düşünürken, not alırken ama illa ki çalışırken buluyorum. Yaptığım şey, bunu hayatımın geneline yaymış olmam ve bu bütünlükle yaşıyor olmam aslında. Üretmek, yeni fikirler bulmak o kadar zevkli ki. Her şeyden etkileniyor kafam. Burada konuşulanlardan, radyoda anlatılan bir şeyden, bir filmden ya da arkadaşımın yaşadığı bir ilişkiden. Daha iyisini yapma isteği tabii ki kendi içinde bir yarış ve motivasyon sağlıyor ama en çok yeni, evrensel boyut taşıyan ve ezberden uzak fikirler, çalışmalar heyecanlandırıyor ve ilham veriyor bana. Bir de yapabileceğini hissettiğin şeylerin üzerine gitmek ve bu inançtan asla vazgeçmemek çok önemli. 

Bir şarkıyı tamamladığında ilk dinlettiğin yani fikrine güvendiğin kişi kim oluyor?
Öncelikle kendi fikrim çok önemli. Tam içime sinmeden hiç kimseye dinletmiyorum. Tamam dediğimde de fikrini aldığım kişiler, Ozan (Çolakoğlu), Samsun Demir ve ablam oluyor.