BU AY DERGİDE Nilay Yalçınkaya

SINIRSIZ ÇİZGİ

Asla tek bir çizgili yetmez. Bazılarına göre hepsi birbirine benzese de dolaptaki çizgili tişörtler, elbiseler, etekler, çoraplar tutkunlarına hiçbir zaman yeterli gelmez. Hep daha fazlasını isteyenler için çizgilerin peşindeyiz. Yazı: Sinem Gürleyük

kapak

Marin temasıyla başladı her şey. Hatırlıyorum, bundan 6-7 sene önce bir yaz hayatıma giren lacivert tutkusu ve Marin trendiyle kendime Breton bir bluz almıştım. Zincirin ilk halkası şeritleri birbiriyle eşit mesafede yer alan lacivert-beyaz bir bluzdu. Sonra hepsi birbirine benzeyen hatta ‘her gün aynı şeyi mi giyiyor?’ bakışlarına maruz kaldığım büyük bir halkanın sahibi oldum. Çizgili giyinmeyi sevenler bilirler; onların her bir bluzunun arasında dağlar kadar fark vardır. “Hepsi birbirine benziyor,” yorumlarına da sinirlenirler! “Ne demek aynı?!” Birinin çizgileri daha kalındır, birinin boynu daha oyuktur, birinin arkası uzun önü kısadır. İllaki onları birbirlerinden ayıracak pek çok özelliğe sahiptirler. İşte tam böyle söylene söylene yıllar içinde çizgiler tüm vücuduma yayılmaya başladı. Ayakkabılarıma, çantalarıma, pantolonlarıma hatta paltolarıma kadar. Dolabımın içinde sonu görünmeyen bir düzlemin sahibiyim artık. Hem de tek bir renkle değil. Elbette lacivert-beyaz kombinasyonunun yeri raflarımda her zaman ayrı, ama özellikle bu sezon çizgiler enine, boyuna renklendi. Çizgili giyinme sanatının yeniden yazıldığı sezonu mercek altına aldık.

coco-chanel-sailor-shirt

Coco mucizesi
Zebra, yaya geçidi ya da barkod çizgili fark etmez çizgiler tam zamanı bilinmemekle birlikte çok uzun yıllardır bizimle! Ortaçağ’da, sadece mahkumların, palyoçaların ve fahişelerin kullandığı bu desenin, ancak 1800’lü yılların sonlarına doğru talihi değişti. 1958’de Fransız donanması, denize düşen denizcilerin ayırt edilebilmesi için denizci üniformalarını çizgili hale getirdi. 1900’lerin başında Coco Chanel’in elinin değmesiyle sonsuza dek hayatımızdaki yerini aldı. Çizgilerin ve özellikle Marine temasının estirdiği rüzgar modanın her döneminde fazlasıyla kendini hissettirdi. 50’li yıllarda Marlon Brando’nun ‘The Wild One’ filmiyle Hollywood’a adım atan Breton çizgiler, Marilyn Monroe, Audrey Hepburn veya Brigitte Bardot’u da kendine sürükledi. 60’larda ise Beat Kuşağı arasında popüler olmasıyla havasından hiçbir şey kaybetmeyen çizgiler, 70’lerde daha asi, yenilikçi modellerle karşımıza çıktı. Takvimler 2000’leri gösterdiğinde ise çizgiler bluz, elbise ve gömlek olmanın ötesine geçti ayakkabıya, çantaya, takıya karıştı.

MILAN, ITALY - SEPTEMBER 17:  A model walks (detail) the runway during the I'M Isola Marras show as part of Milan Fashion Week Womenswear Spring/Summer 2015 on September 17, 2014 in Milan, Italy.  (Photo by Pier Marco Tacca/Getty Images)

Cesur olun
Yatay, dikey, asimetrik, renkli, siyah-beyaz… Çizgiler bu sezon her varyasyonla karşımızda. Özellikle Balmain’in kullandığı dikey renkli çizgiler, sezonun gözdesi. Hem ince gösteriyor, hem de çaktırmıyor! Dolce&Gabbana’nın defilesinde floral baskılı ürünlerle kombinleyerek kullandığı çizgiler ise romantik ama asi look’lar için ilham veriyor. Christian Dior’un kabarık renkli etekleri de modern prenseslerin rüyalarını çoktan süsledi. Gösterişli ve iddalı! Ayakkabılar ve çantalar da giysiler kadar çizgilerle bölündü bu sezon. Renkli ve eğlenceli! Siz de iflah olmaz bir çizgi tutkunuysanız, yeniliklere göz atın. Çizgileri kullanırken dünya podyumlarından ilham alın. Çekinmeyin; desenleri, renkleri birbirine karıştırın. Kendi çizginizi kendiniz belirleyin!