BU AY DERGİDE Nilay Yalçınkaya

RİVİERA DOKUNUŞU

Aslında çok basit bir şey onun yaptığı. Rahat giyilebilir, şehir hayatına adapte edilebilir, sade, samimi, casual parçalar… Dünyayı baştan fethetmedi, omzu düşük bluzların, elbiselerin modasını o getirmedi, herkesin çizdiğinden farklı çizgiler çizmedi. Sadece içinden geçeni, kendi istediğini ve giyebildiğini yarattı. Ve işte bu yüzden, belki de uzun zamandır genç Türk tasarımcılar arasında böylesine bir parlama görülmemişti. Samimiyetiyle eğitimini, tecrübesini birleştiren, stiliyle ilham kaynaklarını, hayallerini bir araya getiren Gül farkında olmadan içinde olduğumuz bir boşluğu doldurdu. Muhtemelen birçoğunuz onun yüzünü henüz tanımıyorsunuz, ama herhangi bir bluzunu ya da elbisesini gördüğünüzde markasını şimdiden tanıyorsunuz. “Jaqueline Kennedy’nin Capri seyahatinden, o seyahatte giydiklerinden oldum olası etkilenmişimdir,” diyen Gül tam bir Akdeniz aşığı. Bunun yanı sıra başka renklerden, şehirlerden, hayatlardan da besleniyor elbette. Kısaca hikayesini, stilini, tasarımlarını ve çok hızlı bir şekilde elde ettiği popülerliğin kendisi üzerindeki etkilerini anlatıyor. Hazırlayan İpek Özcan

_MG_7769

Eğitimin, modayla ve tekstille olan ilişkin… Bize biraz ‘Gül Hürgel’in öncesinden bahseder misin?
1981 İstanbul doğumluyum. Liseyi İsviçre’de okuduktan sonra üniversiteyi Parsons School Of Design’da okudum. İlk iki sene Paris’te, sonrasında New York’ta moda eğitimi aldım. Üçüncü sınıftayken de sınıflar arasında yapılan ‘Gümüş Yüksük’ ödülünü kazandım. Türkiye’ye döndüğümde medikal tekstil firması olan aile şirketimde çalışmaya başladım. Şirketimiz için tasarımlar yapıyordum, ama kalbimde hep moda vardı. Ailemin ve arkadaşlarımın ısrarlarıyla bir şeyler tasarlamaya başladım. Parsons’ta aynı dönemden arkadaşım, Luxuryshoppers’ın kurucularından Lian Beraha bir bluzumu giyip, fotoğrafını Instagram hesabından paylaşınca bir anda tepkiler gelmeye başladı. Sonra kar topu gibi büyüyerek devam etti.

Tasarımlarının kısa sürede bu kadar çok beğenilmesine şaşırdın mı? Yoksa başında beri iddialı mıydın?
Ben de çok şaşırdım. İddiasız bir şekilde, logomu, internet sitemi, her şeyimi kendim yaparak başladım bu işe. Kimseyi kopyalamaya çalışmadan, ne hissediyorsam, ne istiyorsam onu tasarladım. Gerçekten bu benim hayat tarzım. İş ve tatil amaçlı çok sık seyahat ediyorum ve Akdeniz’i gerçekten çok seviyorum. Yemeklerini, renklerini… O yüzden sevdiğim bir şeyi yapmalıyım dedim ve bu tasarımlar çıktı ortaya. Günlük renkli ketenler, basic parçalar, hem şık hem spor sayılabilecek bluzlar, elbiseler yaptım. Çok sevdi insanlar, demek ki böyle bir eksiklik varmış. Tasarımlarımın bu kadar çok sevilmesinin en büyük sebebi almış olduğum eğitimdir. Çünkü gerçekten oldukça zor bir eğitimden geçtik.

_MG_7906

Resort koleksiyonunun bazı parçaları Midnight Express’te satılıyor. Peki, yeni koleksiyonda neler olacak?
Japonya’ya seyahat etmeyi çok seviyorum. Oradan getirdiğim çok özel kumaşlarla Midnight Express için kapsül bir koleksiyon hazırlamayı planlıyorum. Kış için yine elbise ve bluzlar tasarlayacağım. İnce ve doğal kumaşlardan oluşan bir koleksiyon olacak bu, çünkü artık kimse kışın kalın giyinmiyor. İmzam olan tasarımlarımın aynı şekilde devam etmesini istiyorum. Yine çizgililer, maviler olacak.

02

Günlük hayatında sen böyle mi giyiniyorsun? Kendi stilini nasıl anlatırsın?
Evet, yaptığım tasarımlarla kendi stilin bire bir örtüşüyor. Sadeliği çok severim, ama hep tek bir detayı patlatmayı da isterim. Çok sade giyindiysem, dikkat çeken bir takı takarım ya da saçım çok basitse göz makyajımı biraz daha öne çıkarırım. İkizler burcu olduğum için devamlı değişiyor zevklerim. Bazen siyahı çok seviyorum, bazen canlı renkleri. Genel olarak spor-şık olmak isterim ve çoğu zaman o cool havayı beğenirim. Mevsime göre de huyum değişir benim. Maskülen stile bayılırım mesela ve kendi stilimde de maskülen detayları barındırdığımı söyleyebilirim. Bazı tasarımlarımı dümdüz tutmamın sebebi de bu zaten.

Son olarak, içinde her hangi bir korku var mı? Bir sonraki koleksiyonun ilki kadar sevilmeyeceği ve bu popülerliğin biteceği korkusu…
Yok, çünkü ben bu yola çok iddialı çıkmadım zaten. Ben buyum. Hissettiklerimi, sevdiklerimi tasarlıyorum. Bunun böyle de devam edeceğini söyleyebilirim. İçimden geçeni ortaya çıkarmaya devam edeceğim. Hatta şuanda bir showroom’um olmadığı için belli bir gizemim var, bu da hoşuma gidiyor. İnsanlar beni tanımıyor, yüzümü görmüyor ama mail yoluyla tasarımlarımı satın alıyorlar.

Pageskin Top
Pageskin Left
Pageskin Right