BU AY DERGİDE Nilay Yalçınkaya

BOHEM RAPSODİ

Yazdan kopmayalım dedik, geçmişe yâd edelim istedik. Renk olsun, desen olsun, çeşit ve model bol olsun ama her şeyden önemlisi ruh görelim, kış öncesi bize ilham versin diye seçtik: Huzurlarınızda Sonbahar-Kış 2015-16 sezonunun yıldızı hippi ruhlu 70’ler! Az biraz yazdan devraldığımız bu trend, aslında hemen her yıl orijinalinden filtrelenerek farklı edisyonlarıyla karşımıza çıkıyor. Ama bu sefer özüne dönük ve çiğ, modern uyarlamalara sırtını dönüyor. Yazı: Carina Göknar

PARIS, FRANCE - SEPTEMBER 29: Model Georgia May Jagger walks the runway during the Sonia Rykiel show as part of the Paris Fashion Week Womenswear Spring/Summer 2015 on September 29, 2014 in Paris, France. (Photo by Pascal Le Segretain/Getty Images)

SEZONUN HİPPİ KADINI
Birkaç ay önce 2015 yazına özgü hemen her parçanın “joker” olduğundan bahsetmiş, aldığınız trendi parçaların yıl boyunca gardırobunuzun müdavimleri olacağını belirtmiştik. Neyse ki tahminler tuttu (ve size mahcup olmadık!); püsküle, dökümlü uzun elbiselere, desenlere, cilveli dantellere ve süet dokulara gün doğdu. Yaz ısınma turlarıydı, kış esaslı geçecek. İsteyen takacak koluna sepet çantasını, “The original it girl” Jane Birkin gibi A-kesimi mini elbisesi ve balerinleriyle asaletin tanımı olacak. Veya Abba’nın bir üyesi gibi çıkılacak sahneye, pullu minicik “hot pants” şort ve platformlarla, The Trammps’in “Disco Inferno” şarkısına ritim tutulacak: Burn baby burn! Ayrıca Charlie’nin Melekleri’nden biri olma hayallerimiz nihayet vuku bulduğu için, “bell bottom” İspanyol paçalarını baş tacı edecek, parlak ve gür saçlarla baş döndüreceğiz. “Cumartesi Gecesi Ateşiyle” işaret parmağımızı bir havaya, bir kalçaya götürecek, deliler gibi dans edeceğiz. Kırk yarmaların ve desenler silsilesinin yarattığı etnik karmaşa içerisinde; ceylan bakışlı, kendinden emin kadın olarak sezona meydan okumaya hazır olun! Bir yerden başlamalı ve ilk sıra mutlaka hak edenin olmalı. Özünden gitgide daha da kopan ama bunu tazelik veren özgür bir ruh ve ustalıkla yapan Burberry’nin önünde saygıyla eğilmeli. Geçtiğimiz sezonun çiçekleri artık daha ihtişamla açarken (yeni başlangıçların habercisi mi?), kaotik desenlerin püskülle dansı etkileyici sonuçlar doğuruyor. Leopar deseni bile “folklorize” edildiğine göre, günah çıkarıyor olmalı. Gözlerinizi kısıp şöyle bir baktığınızda, gerçekten de 70’lerde olduğunuzu hissetmeniz işten bile değil. Ama orada burada, kıyı köşede yakaladığınız güncel vurgular sizi usulca günümüze çağırabilir. Öyle ya, cut-out detaylar, kalp şeklindeki göğüs dekoltelerinin asaleti ve narin danteller, belki de 70’lerde noksan olan vurgulardı. Bu arada geçen kış çok tutan kişiselleştirilmiş tartan pelerinler uzatmaları oynayacak gibi görünüyor. Sakıncası yok, bizi joker parçaların yatırım değeri konusunda haklı çıkardılar!

PARIS, FRANCE - SEPTEMBER 26: A model walks the runway at the Loewe Spring Summer 2015 fashion show during Paris Fashion Week on September 26, 2014 in Paris, France. (Photo by Catwalking/Getty Images)

“GİYİLEBİLİR” YORUMLAR ÖN PLANDA, ŞIKLIK JAKARDA
Dergilerin moda ekleri çıktığında, ilk olarak kendine özgü estetik anlayışını sezon trendleriyle ustaca harmanlayabilen markaların sayfaları arşınlanır. Balmain ne yapmış merak edilir, Stella’nın hangi parçası sezona damga vuracak, tahminler yürütülür. Bu yüzden sezonun baskın trendi 70’lere bir de Chloé’nin gözünden bakılması gerektiğini düşünüyoruz. Hippi trendinin belki de günümüze en rahat adapte edilebilecek örnekleri bu deneyimli Fransız’dan geliyor. Misal: Gri “peacoat” kruvaze kısa palto ve lace-up çizmeler veya desenlere fazla renk akıtmayarak folklorik trende getirmiş olan clean-cut yorum… Belki de sezonun çeşitlilik açısından en zengin koleksiyonuna sahip olan Emilio Pucci’de de durumun aynı olduğunu görüyoruz. Dev geometrik desenler ve kazak elbiseler bir yandan “gencim ben” diye bağırıyor; bantlı fetiş elbiseler, lüks kadifeler ve siyah-beyaz kombinlerse daha olgun bir yorum ortaya koyuyor. Araya payetler ve kürkler sığıyor, daha ziyade taşıyor. Bol ihtişam, bol görsellik var parçaların tümünde. Tıpkı kadınların istedikleri her şeyi giyme özgürlüğünü keşfettikleri 70’li yıllarda olduğu gibi. “Self-styling” akımı o dönemi güzel tanımlar: Seyahat kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte, oradan buradan toplanan eşyaların modadaki izleri ve çingene ruhuyla kavrulan mix & match etkisi! Etro, hippi stilini günümüz koşullarında inandırıcı kılmak adına hedefi 12’den vuruyor: Patchwork çalışmaları, kürklü paltolar, yüksek bel, bol paçalar ve çizmelerle “very seventies” bir görünümün altı çizilmiş. Ama markanın çok önemli bir meziyeti daha var: Jakara şans tanıyarak, sezonun bohem ruhlu parçalarını şıklığa davet etmiş. Sezonun anahtar kumaşı jakar, bunu bir kenara not edin. Adeta bir kurtarıcı, kumaşların kralı… O denli güçlü ve iddialı. Nitekim birçok markanın, koleksiyonlarındaki şıklık dozunu artırmak için parlak jakara başvurduklarını gördük.

PARIS, FRANCE - SEPTEMBER 30: A model walks the runway during the Valentino show as part of the Paris Fashion Week Womenswear Spring/Summer 2015 on September 30, 2014 in Paris, France. (Photo by Antonio de Moraes Barros Filho/WireImage)

Lanvin’de, gypsy “çingene” stilinin gösterişli tarafı çalışılmış. Kadifeyle yaşanan gönül ilişkisi ve kürkün hayvan desenleriyle ortaklığı oldukça çarpıcı! Zengin ve lüks desenler, 70’lerin daha göz kamaştıran yönüne gönderme yapıyor gibi. Daha yetişkin, “cool” ve ciddi. Dries Van Noten da bol jakarlı ve süslü- ama 70’lerde 20’li yaşlarını süren bir çiçek çocuğun, günümüzdeki olgun haliyle tercih edeceği tarzı temsil ediyor gibi. Hala hippi ama ayakları yere basıyor. Solgun sonbahar renkleri, sıcacık tutan katmanlı giyim anlayışının benimsenmesi ve gösterişli aksesuarlara vurgu yapılması, bizi bekleyen kış mevsimiyle uyum içinde bir duruş sergiliyor.
60’lı yılların sonuna daha yakın olsa da, sezonun çok konuşulan markası Prada’dan da mutlaka bahsetmeliyiz. Styling kusursuzluğu bir yana, defilelerinde yaratılmak istenilen lolita görünümü belki de bir anlamda daha baskıcı 60’ların dışavurumu olarak öne çıkıyor. Kadın direniyor, daha cesur giyinmek istiyor ama bir yandan da soluk renklerin güven veren sadeliğine, pastellerin dinginliğine sığınıyor. Saçlar toplu, kıyafetler hanım hanımcık ve ölçülü. Makyaj tonlarında ise yaramaz bir masumiyetin izi var. Hippilerin isyankâr ruhuna gerçekten 60’lar zemin hazırlamış olmalı…