BU AY DERGİDE Nilay Yalçınkaya

BER-ROCK FOREVER

Berrak Tüzünataç'ı en iyi anlatan dönem 70'ler. Müzikten hayat tarzına kadar her detayını çok seviyor. 70'ler ruhuyla yakından ilgilenen bu özel kadınla o günlerin müzikli günlerine geri döndük. Sahnede ışığıyla büyüleyen Berrak, bu sezon TRT'nin Filinta dizisiyle de ekrana geri dönüyor. Yazı: Pınar Çelikel

001

Bir kadının gözlerinin içi biraz fazla güldüğü zaman ilk etapta vardığımız sonuç bellidir: “Kesin aşık.” Ne yalan söyleyeyim Berrak Tüzünataç’ı aralara ışıltı attırdığı saçlarını bir yandan diğerine savurup kocaman gülümserken görünce benim de aklımdan bunlar geçti: “Havada aşık kadın mutuluğu var.” Eee ben değilsem, o zaman Berrak.
Onu tanımayanların soğuk bulduğu, oysa birlikte geçirilen yarım saatten sonra ne kadar yanıldıklarını anlayacakları Tüzünataç, damdan düşer gibi aşk meselesini açınca şaşırıyor elbette. Gözlerinde, “Hoppalaaa, bu da nereden çıktı şimdi?” bakışı beliriyor. Bir süre sonra anlıyor ki karşısındaki ciddi, o da ciddileşiyor. Gerisi gelmiyor. Tüh. Berrak’ın ağzından yine aşk ile ilgili bir şey alamıyoruz. Peki, peki ısrar yok.
Ama ya o gülen gözler de neyin nesi? Taşlarını özenle, yavaş yavaş döşediği oyunculuk yolunda geldiği noktanın ona verdiği tatmin diyelim kısaca. Yarım saatlik bir kız-kıza sohbetin ardından çıkan bu. Aralarda minik dedikoduları, gülüşmeleri ve yapılan planları saymazsak evet Berrak bu ara işine aşık. (Bu klişeyi kullandığım için üzgünüm. Ama durumu en iyi bu sözcükler anlatıyor.)

002_bw

TRT’nin geçen yıl olay yaratan, bir Hollywood yapımı tadındaki Osmanlı polisiyesi Filinta’nın yeni sezondaki önemli transferi. Üstelik üstlendiği öyle bir rol ki onu azıcık zorluyor. Öğrenmeye oldukça meraklı biri olarak bu zorlanma da ağzının sularını akıtıyor ama. Halinden çokça memnun. Dövüş sahneleri için ders alıyor, at biniyor, ezber yapıyor. Yeni ismi Farah. Tüm kış boyunca birlikte yaşayacağı Farah’a çoktan alışmış bile. “Karakterimi çok sevdim. Farah çok özel bir karakter, çok özel bir fırsat. Bunun çok farkındayım ve şükrediyorum,” diyor. Bir diziye sonradan dahil olmanın zorluklarını yaşamamış. Bu yıl zaten Berrak dışında da pekçok transferi var Flinta’nın. Eee karakterini sevip bir de kendini yoğun temponun içinde buluverince sanki kendini iki yıldır bu dizide rol alıyormuş gibi hissediyor. Zaten farkında mısınız bilmem, Filinta sadece bir dizi olmanın çok ötesinde. Hemen oyuncularına hem de izleyenlere dönemini yaşatıyor. İşin içine kostümler, koyu renkler, güzel kadınlar ve İstanbul girince bir görsel şölen çıkıyor ortaya her hafta.

003

“Kendi hayatım söz konusu olduğunda da bir yere bağlı olmayı sevmem, farklılıkları denemek isterim. Farklı ülkelerde oyunculuk yapmak da bu yanıma çok uygun. İstediğim, hayallerini kurduğum bir şeydi. Gerçek oldu. Ben sınır fikrine uyumlu biri değilim. Limitlerle meselem var. Bir dünya vatandaşı olarak sürdürebilmek istiyorum ömrümün kalanını. Bunun için de işimi farklı ülkelerde yapabiliyor olmak gerekiyor tabii. O yüzden açılan bu kapılar benim için çok kıymetli. Devamının gelmesi için de elimden geleni yapacağım,” derken bundan sonrası için de farklı deneyimlere açık olduğunu belirtiyor.
Her ne kadar basında, “Berrak, rolü için Kürtçe öğrendi,” haberleri filmin en önemli yanının başka bir dilde oyunculuk olduğunu vurgulasa da, onun için asıl olan farklı bir tarzı denemiş olmak. “Cannes Film Festivali’nde altın kamera ödülü kazanmış bir yönetmenle bir sanat filminin içerisinde yer alma, farklı bir deneyimin parçası olma fikri cazip geldi. Filmle birlikte festival heyecanı yaşacağım için bu projenin içerisinde olmak istedim, festivallere gitmeyi ben de çok isterim.” Şimdi sırada festival kırmızı halısında yürümek var. Çok yakında bunun hangi festival olduğunun haberlerini alacağız. Bu da bambaşka bir tecrübe olacak onun için. Film ödülle döner ya da dönmez, önemli olan cebinde biriktirdiği tecrübeler onun için.

004

“Benim ruhum 70’lerde kalmış,” diyor. “Belki de gerçekten o festivallerden birine katıldım. Sonra yıllar geçti ve başka bir hayatta karşınızdayım. Böyle bir şeyler olmalı. Çünkü gerçekten yılların müziğine de modasına da kendimi çok çok yakın hissediyorum.” Sesi mi nasıl? “Maksi single çıkarmayacağım elbette ama arkadaşlar arasında şarkı söylemeyi de severim,” derken bir kahkaha patlatıyor en yüksek oktavlısından.
Bu yıl 70’ler modasının çok ön planda olması değil ona bunları söz ettiren. Beş yıl önce de yüksek belli jean pantolonları, süet püsküllü ceketleri ya da uzun çiçekli elbiseleri sevdiğinden söz ediyor. Dizi kadar çizmeler, minik topuklu, küt burunlu siyah ayakkabılar da tam ona göre. Uzun bacaklarına özellikle bu çizmelerin çok yakıştığını söylememe bilmem gerek var mı? O yüksek belli, bol paça jean’leri giymek için de Berrak ölçüleri çok ideal. Peki ya gardıroba yapılacak ekler yok mu? “Deri, pol paça pantolonlar çok iyi duruyor. Bir de süet ceket alacağım,” deyip yeniden sahneye dönüyor. Hayranları onu bekler.
Bol paça jean’i, deri ceketi ve pırıltılı botlarıya bizi 70’lere götüren Berrak Tüzünataç bir de eline nefis bir Gibson gitar alınca tam festival havasına giriyor. Ve ilk şartı Seatle dolaylarından geliyor…