All Dergisi | Senin Stil ve Alışveriş Arkadaşın
Ünlüler
Yayın Tarihi: 01.10.2019 Aybüke hakkında her şey Bağlan Keskin

Yeni sezona bomba gibi giren “Her Yerde Sen”in başrolü genç oyuncu Aybüke Pusat sonbaharın tazelediği Ekim sayımızda her şeyiyle bizimle.

Ekrandaki romantik komedi dalgasının en başarılı ve en popüler isimlerinden birisi Aybüke Pusat. 24 yaşındaki oyuncu televizyondaki şiddet karşısında bu pozitif işlerin bir talep olduğunu söylüyor ve içinde bulunmaktan çok mutlu olduğunu anlatıyor. Onunla beraber geçirdiğimiz vakitte söylediği gibi onun, her zaman açık ve dürüst olduğunu görebiliyorsunuz. İyi bir insan olmanın kendine ve çevresine dürüst olmakla başladığını anlatıyor. Bu açıklıkla ilgili bazen sıkıntı çektiğini söylese de hayatına girmiş herkesin ve yaşanmışlıkların ne kadar değerli olduğunu belirttiği için günün sonunda her zaman bu tavrın kazanacağını bir kez daha hatırlıyoruz. Şimdi Aybüke hakkında her şeye hazır mısınız?

“Her Yerde Sen” nasıl gidiyor?

Yoğun, çok yoğun gidiyor ama bir yandan eğlenceli. Artık settekiler ailem gibi oldu. En yakın arkadaşlarımdan daha çok görüyorum Furkan’ı, yönetmenimiz Ender Mihlar’ı. Ve çok memnunum bu durumdan. Çünkü bir şeye bu kadar odaklanmak insanı daha da yaratıcı yapıyor. Oynadığın oyuna dair fikirlerini daha da geliştiriyor. O nedenle her an sette olup karakterde olmak bana iyi geliyor. Herhalde ilk kez bu kadar yoğun çalışıyorum ama bu kadar tek bir şey üstünde düşününce insanın görüsü ve duyuları açılıyor karaktere ve işe karşı. Dolayısıyla memnunum bu yoğunluktan. Emeğinin karşılığını aldığını görmek paha biçilemez. 

Yaz sezonundan sonra kış ekranına nasıl hazırlandınız ekip olarak?

Bu iş başlarken bir yaz işi olacak diye düşünmedik. Çünkü Türk dizilerinde de artık yaz sezonu/kış sezonu diye bir şey kalmadı. Yaz sezonundan sonra kış sezonuna hazırlık sürecimiz olmadı. Hikayemizi izleyici sevdi ve devam etmesini istiyor. Gidebildiğimiz kadar gideceğiz.     

“Her Yerde Sen” komedi yönü ağır basan bir proje. Daha önce dramada oynamıştın. Komedi oynamak sana nasıl bir tatmin veriyor?                                         

Aslında iki tane daha komedi işim olmuştu. “Beş Kardeş” ve “Familya”. Bu ilk oynadığım romantik komedi işim. Ben seviyorum iki genç insanın aşkları için verdiği mücadeleyi izlemeyi. Her şeye rağmen bir arada kalabilmeye çalışmalarını. İki farklı karakterde iki insanın aşk yolculuklarında nasıl birleşip nerelerde ayrıldıklarını oynamak keyifli. Bir Selin var bir Demir var ve ilişkileri var ortalarında üçüncü kişi olarak. Bu üçünü kişiyi dönüştürmek onunla uğraşmak gelişip büyümesini görmek çok eğlenceli. Bir de şöyle bir şey oldu, dramda insanların travmalarından beslenip onun üzerinden zor bir hikaye yaratıp sürekli acı üzerinden bir şeyler oynamaktan çok yorulmuştum artık. O yüzden hep komedi işi dilemiştim. Dileğim gerçek oldu.

Romantik komedilerin ekranda baskın olmasının sebebi sence ne?

Çünkü izleyici kitlesi artık sanırım ağlayan kadın görmekten biraz sıkıldı. Kaybolan çocuklar, tecavüzler, dayak atan erkekler... Şatafatlı zengin evlerinden, parlayan avizelerden biraz yoruldu diye düşünüyorum. Herkes zaten hayatında birçok dertle uğraşıyor. Eve gelip ayağını uzattığında biraz gülümsemek istiyor. Bence bu nedenle bu romantik komediler iyi işliyor. Naiflik arıyor artık seyirci. Herhalde insanlar herkesin ağladığı işlerden sıyrılıp daha canlı işleri izlemek istiyor artık. Biz de neşeliyiz, renkliyiz.. Birbirlerine kavuşmaktan başka dertleri olmayan iki genç insanın tatlı hikayesi bu. Dekorumuz, kıyafetlerimiz, yazım dilimiz genç ve dinamik. 

Yeni bir karaktere hazırlanırken kendinden bir şeyler eklediğin oluyor mu?

Zaten karakteri ilk başta kendi içimde buluyorum. Kendi Aybüke’lerimden yola çıkıyorum karakteri oluştururken. Sonra da karakter analizindeki farklılıkları kendi üzerimde deniyorum, gözlem yapıyorum ve karakteri partnerim ve yönetmenimiz ile tırmandırıyoruz. Karakter yaratma süreci benim için böyle başlıyor. Selin karakterinde de yüksek ve çocuk enerjili bir kız olduğu için daha öyle bir yerden oynamaya çalıştım. Mesela ben konuşurken el ve kol hareketlerimi çok kullanırım, Selin’de de bunu kullandım. Çok işe yarıyor. Başlarda Selin’in hayatı yaşama enerjisine erişmek benim için zor oldu. Setten eve geldiğimde adrenalinim düşmediği için uyuyamadım haftalarca. Sonra alıştım. 

Oyunculuğa bakış açın nedir?

Ben zaten sanat için büyüdüm ve sanat eğitimi aldım. Sanatın sonsuz olması sayesinde “Tamam bu karakter oldu artık, doyuma ulaştı” diyebileceğim bi yer yok. Her gün yeni bir duygu, yeni bir süreç, yeni bir hikaye. O nedenle bunun sonsuz olması ve bu hikayeyi anlatmak için çok fazla seçeneğimin olması, karakterim için doğru olanı kendi içimde bulmaya çalışmak çok eğlenceli geliyor bana. Bu kendi içinde yaptığın bir keşif yolculuğu ve her gün yeni bir şey keşfetmek heyecanlı. Sanırım bu nedenle sanat yapmayı seçtim. Masa başı bir işte yapabileceğin şeyler sınırlı geliyor bana. O düzende sınırlarınız keskin: giriş-gelişme -sonuç. Fakat burada sonsuz seçeneğin var, her gün yeni şeyler keşfedebilirsin. Bu yolculuk bana heyecanlı geliyor. Bazı karakterlerle daha önce hiç duymadığım hikayeleri duyuyorum ve bunları anlatabiliyorum. Daha önce hissetmediğim duyguları, duyular ile somut hale getirebiliyorum ve bu sanatçı için çok önemli bir şey… Bu işi yapmamın nedeni tam da bu. 

Bale ile ilişkin ne durumda?

Gözümü açtım, konuşmaya başladım, 3 yaşında baleye başladım ve hayatımın her anı bale oldu. 10 yaşına kadar amatör olarak devam ettim. 10 yaşından 19 yaşına kadar profesyonel olarak bale yaptım. Sonra bir sakatlanma neticesinde profesyonel olarak yapmayı bırakmak zorunda kaldım. Ancak her boş vaktimde, evimdeki dans odamda, kendimle ve bedenimle zaman geçiriyorum. Dans etmek bana çok iyi geliyor. Benim meditasyonum dans etmek. Anlayacağın, bale hayatımın her anında. Tabii çok uzun seneler yaptığım için hayata bakışımı, duruşumu ve düşünme şeklimi de değiştirdi. Çünkü çok zorlu bir süreç ve sıkı bir eğitimden geçtim. Hayatımda ona göre evrildi. Her zaman onun bana verdiği disiplin ile yaşıyorum. Bu disiplin sayesinde birçok kazanımım oldu. 

Aybüke olarak kendi kendine kaldığında zaafların konusunda kendine açık oluyor musun?

Bazen fazla açık oluyorum. Kendine acımasız davranan biriyim çünkü. Kendimle başbaşa kaldığım her an, hep bir yüzleşme içindeyim. Ve hep bir konuşma halindeyim kendimle. O yüzden açık olmak değil de fazla konuşmak ve acımasız konuşmak herhalde benim derdim. Biraz lanet gibi aslında kendime fazla açık olmak. Keşke bazı şeyleri bu kadar irdeleyip kendi içimde düşünmesem ve daha “dışarıda” yaşasam bu şeyleri, belki daha rahat edebilirim hayatımda.

Her insanın kendi gibi olduğunda birgün mutlaka kazanacavığını düşünür müsün?

Doğrusu da bu değil mi zaten? Dürüst olmak hem kendine hem kendi yaptığın şeylere ya da içindeki benliğine dürüst olmak, etrafındakilere dürüst olmak bence iyi insan olmanın birinci kuralı. Çünkü sonunda dürüstlük kazanacak. Nereye kadar kaçabilirsin kendinden? Ya da gördüğünden? Ya da söylemek istediğinden? İnsanın sonucu ne olursa olsun, her daim kendine ve çevresine olan dürüstlüğe inanıyorum.

Bir şeyin olması gerektiği gibi olmadığını düşündüğünde ne yaparsın?

Benim büyük bir derdim bu. Hayatta en sinirlenip gerildiğim şey, birinin yapması greken bir işi yapmıyor oluşu. O yüzden önce izlerim, sonra uyarırım, sonra da müdahale ederim ve bende şöyle bir durum var, kontrolcüyüm! Hiçbir şeyi kimse benden iyi yapamaz gibi bir düşüncem var. Tabii ki böyle bir şey mümkün olamaz ve doğru değil ama yine de böyle bir yerden çalışıyor benim kafam. Bu sebeple işleri yönetmeyi ve kendi istediğim şekilde olmasını isterim hep. Genelde kendim yapmaya çalışır, kendim düzeltme yoluna giderim.

Hayatından birinin çıkması kolay mıdır?

Aslında zor. Çünkü ortak geçmişe, yaşanmışlıklara bağlıyımdır. Gidecek olan birisi “Ben senin hayatından çıkmak istiyorum” dediğinde ben ona “neden” diye sorarsam, bana kalem kalem tatmin edici bir cevap veriyor olması gerekiyor. Mantıklıysa kimseyi hayatımda zorla tutmaya çalışmam ama geçmişteki bağlantılar ve yaşanmışlıklar önemli. Tabii “neden” sorusunun cevabı da önemli benim için. Eğer bir iletişim bozukluğu sebebiyle birisi hayatımda olmak istemiyorsa, ki genelde ikili ilişkilerde bu yüzden oluyor, kimsenin hayatımdan çıkmasına müsaade etmem.Bazı ilişkiler çok değerli ve onları bulmak çok zor. Hele hayatımda kalmasını istediğim birisi için sonuna kadar savaşırım.

Hiç aynı şeyden birden fazla kez sınandığını düşündün mü?

Evet hayatımda her zaman düşündüğüm böyle birkaç nokta var ve her sorun dönüp dolaşıp bu düğümlere geliyor. Ben de her zaman bu noktaları hayattaki sınavlarım olarak düşünürüm. Bunlarla ilgili bir şeyler öğreneceğim, bunları çözeceğim ve bu hayattan bunları çözüp de gideceğim. Bana verilen ruhla ilgili görevim buymuş gibi geliyor. Tüm ilişkilerimde her zaman bunları düşünerek yola çıkarım ve karar veririm. Bu beni hiçbir zaman yanıltmadı. Hep bu 3-4 noktaya dikkat ederim.

Senin için bu hayattaki en değerleri insanlar kimler?

Ailem ve arkadaşlarım. Ailemi zaten çok seviyorum. Onlarla ilgili bir şey söylememe gerek yok. Ama arkadaşlarım ile ilgili söyleyeceğim şeyler var. Dostlarımı, her zaman hayatımda olmasını istediğim, benimle birlikte, bir çok şeye şahit olmasını istediğim insanlardan seçiyorum. Ortak değerlerimiz varsa hayatımda oluyorlar. Aynı ahlaki değerler, sorulara aynı cevapları verdiğimiz için benim için değerli oluyorlar.

Aşık olduğunu nasıl anlarsın? Aşk ve sevgi birbirine dönüşebilir mi?

Aşık olduğumu, onun ne yaptığını ne hissettiğini ne düşündüğünü çok merak edersem, anlarım. Herhalde bu aşkla ilgili. Onunla ilgili her şeyi bilmek istiyorum, hep yanında olmak istiyorum. Bence aşkın karşılığı bu. Ruhen ve fiziken her zaman birlikte olmayı diliyorum. Aşk ve sevgi tabii birbirine dönüşebilir. Neden olmasın? Bence aynı duygu değil, aynı yerden değil… Ama dönüşebilir.

Evine yemeğe gelsek, bizi nasıl bir Aybüke karşılar, nasıl bir sofra kurar?

Ben dışarıda çok fazla zaman geçirmeyi seven bir insan olmadığım için eve çağırırım arkadaşlarımı. Evde olur bu toplantılar ve kalabalık olur. Çok özenli değilimdir her zaman ama “Şu yok mu?” sorusunun cevabı “yok” değil benim evimde. Misafir ağırlamayı iyi becerdiğimi söylerler hep. Evimdeyken herkesin rahat ve mutlu olmasını istiyorum. Herkes derdini veya mutluluğunu bir an düşünmeden paylaşsın istiyorum. Bu sebeple elimden gelen her şeyi yaparım herhalde. Muhtemelen sağlıklı bir sofra kurardım ve yemek hazırlamak konusunda çok iyi değilim. Ev yapımı az seçenek sunabilirim ama dışarıdan çok güzel yemek söylerim! 

Seyahatlerinde sende en çok iz bırakan yer neresi? 

Her boşluğumda ve tatilimde, zamanımı ve paramı dünyayı gezmeye harcıyorum. Şimdiye kadar bende iz bıraktı diyebileceğim yer Norveç oldu. Norveç’in kıyı kesimini arabayla bir arkadaşım ile beraber road-trip olarak gezdik ve neredeyse ülkenin her yerinde kamp yaptık. Çok keyifliydi. “Midnight sun” diye bir durum var Norveç’in Kuzey Kutbu çizgisinin ötesinde. 6 ay gece 6 ay gündüz oluyor dünyanın yörüngesi nedeniyle. Orada 6 ay gündüz olan döneme gelmiştik ve yaklaşık 1.5 ay hiç gece görmedim. Çok ilginçti ve Türkiye’de karşılaşmadığımız bir durum olduğundan büyüleyici gelmişti bana. Masal diyarı gibiydi. Dünya üzerinde değil de başka bir gezegendeymiş gibiydi. Çok etkilenmiştim. Ve doğası harika. Fjord’lar, denizi, denizdeki canlıları, deniz mahsülleri, kültürü, yemekleri, anlayışları, hayata bakışları… Hsepsi çok farklı ve çok güzeldi.

Peki merak ettiğin sırada olan, gitmeyi planladığın yerler nereler?

Şimdi de Afrika’ya gitmek istiyorum. Kültürlerini çok merak ediyorum. Bence çok neşeli ve dans etmeyi seven insanlar. Olanaksızlığa rağmen olanak yaratıp hayatlarını eviren ve kendilerini çok seven insanlar. O yüzden çok merak ediyorum onlar ne yaşıyorlar… Doğaları nasıl? Yemekleri nasıl? Neye gülüyorlar? Hayata nasıl bakıyorlar?

Aklına mı daha çok güvenirsin duygularına mı?

Sanırım hislerime daha çok güvenirim. Zaten balık burcuyum, duygularımla ölçüp tartarım her şeyi. Bununla ilgili sorun yaşıyorum zaten. Bir şeye karar verirken bir kağıt alıyorum önüme, sonra kağıdı ikiye ayırıp pozitif ve negatiflerini yazıyorum. Çünkü duygularım evet dese, aklım hayır diyor. Duygularım hayır dese aklım evet diyor. Ama genelde duygularımın evet dediğine gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü zihnimle aldığım kararların sorumluluklarını almak bana daha zor geliyor. Ama duygularım ile ilerlediğim zaman “Bunu ben seçtim ve bunun arkasında ne kadar eziyetli ve zor olsa da duracağım” diyebiliyorum. Aklım ve mantığım işin içinde olunca da “Zaten bunun böyle olmayacağı belliydi, yanlış bir karar verdim” diye kendimi suçlama boyutuna geçebiliyorum. Bunu yapmamak için de duygularımla karar almaya ağırlık veriyorum.

Bize gelecekle ilgili bir hayalinden bahseder misin?

Benim en büyük hayalim bir sanat akademisi açmak fakat şu şekilde; tüm Türkiye’yi dolaşıp çok yetenekli ama sanata ulaşmaya gücü olmayan  çocukları toplayıp onlara sanat eğitimi vermek. Müzik, sahne sanatları, oyunculuk, dans…  Bunu aynı zamanda ülkemizdeki mülteci çocuklar için de istiyorum. En büyük hayalim bu. Bunu bir gün gerçekleştirebilmek için şu an çalışıyorum ve beni hayata karşı motive eden en büyük şey de bu. Fırsatı olmayan çocukları hayata kazandırabilecek olma fikri. Her zaman buna tutundum. 

 

Röportaj ALL Ekim 2019 sayısında yayınlanmıştır.

Fotoğraf: ONUR DAĞ
Moda editörü: CEREN ÇETİNOĞLU
Saç: İBRAHİM ZENGİN
Makyaj: HAMİYET AKPINAR

AYBUKE-PUSAT
ÜNLÜLER
RÖPORTAJ
MODA
HER-YERDE-SEN
SÖZ
Benzer İçerikler
Ünlüler Aybüke hakkında her şey Yeni sezona bomba gibi giren “Her Yerde Sen”in başrolü genç oyuncu Aybüke Pusat sonbaharın tazelediği Ekim sayımızda her şeyiyle bizimle.
01.10.2019
Son Eklenenler
Ünlüler Sosyal medyada 13 Reasons Why oyuncuları Instagram'da neler yapıyorlar?
05.06.2020
Ünlüler Selena Gomez'in yeni ilgi alanı Başarılı şarkıcı, oyuncu ve aynı zamanda yapımcı olan Selena Gomez, şimdi de yemek yapma yeteneklerini ortaya koymaya hazırlanıyor.
03.06.2020
Ünlüler Yine sarışın oldu Süper model Kendall Jenner yine bir marka için sarışın oldu.
01.06.2020