All Dergisi | Senin Stil ve Alışveriş Arkadaşın
Lifestyle
Yayın Tarihi: 07.01.2021 İnteraktif öğrenme modeli: Yolculuk Onur Özcan

Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminde yeni bir yaklaşım sergilenerek hazırlanan interaktif öğrenme modeli "YOLCULUK" yalnızca kadınlar üzerinden ilerlemeyerek sürece erkekleri de dahil ediyor.

Dr. Özgün Biçer ve Dr. Ece Öztan, oluşturdukları interaktif öğrenme modeli "YOLCULUK" ile toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminde daha büyük kitlelerde farkındalık oluşturmayı amaçlıyorlar. Öğrenme modeli çıkış noktasını kelimenin tam anlamıyla yolculuktan alıyor. Proje "Yola çıkış, U dönüşü, Kavşak ve Köprü" aşamalarıyla dört modülden oluşuyor. Uzmanlarımızın toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi hakkındaki düşüncelerini ve erkeklerin de sürece dahil edildiği bu öncü projeyi yakından inceleyelim. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği söyleminin son dönemlerde artmasının en büyük sebebi sizce nedir? Yaşanılan bu büyük sorun yıllardır hayatımızdayken bu kadar görünür olmasının ardında ne tür bir neden yatıyor olabilir?

Dr. Özgün Biçer: Kadınlar eşitlik için çok uzun zamandır mücadele ediyor. Ancak son yıllarda gerek ulusal gerekse uluslararası alanlarda eşitlik anlayışına yönelik değişiklikler, devletlerin kadınları güçlendiren yeni politikalar üretmesini sağladı. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliği sadece ayrımcılık yapmadığımızda kendiliğinden gerçekleşecek bir şey değil. Kendimizi akıntıya bırakırsak, kadın-erkek eşitliğinin gerçekleşmesi için en az 200 yıl gerekeceği hesaplanıyor. Bunun da bir garantisi yok. O nedenle adım atmak gerekiyor. Bu adımların ilki 1995 yılında Pekin’de 4. Dünya Kadın Konferası’nda atıldı. Hükümetlerin, kurumların ve organizasyonların eylem geliştirmeleri sağlandı. 2000 yılında da Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin önceliklerinden biri toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması oldu. Çünkü eşitliği sağladığınızda zaten diğer konulara, iklim, çevre, eğitim gibi alanlara da müdahale etmiş oluyorsunuz.

Maalesef tüm bu güçlendiren adımların yanında geri dönüşler de olmuyor değil. Bugün, pandemi nedeniyle kadınların kazanımlarının küresel olarak tehdit altında olduğu bilinen bir gerçek. BM en az 25 yıllık bir geri gidiş riskinden söz ediyor. Yıllar içinde kadınların iş dünyasındaki konumu iyileşmişti. İş dünyasına katılım oranları artmıştı. Kadın yöneticileri daha çok görür hale geldik. Ancak pandemi ile iş ve yaşam alanının sorumluluklarını en çok yüklenenler kadınlar oldu.

Dr. Ece Öztan: Günümüzde toplumsal cinsiyet eşitliği hem bir hak hem de kurumsal sürdürülebilirliğin de en temel koşullarından biri. Eşitliği hayata geçirmek için kişilerin ve kurumların etkin olmaları gerekiyor. Buna eylemli eşitlik diyoruz. Bu yüzden son yıllarda iş dünyası da taşın altına elini koymaya başladı. Yani şirketler, cinsiyet eşitliğinin aslında işin sürdürülmesi ve geliştirilmesi için elzem olduğunu kabul ediyor; madencilikten finansa, sağlıktan lojistiğe kadar hemen hemen tüm sektörlerde. Bu nedenle küresel kurumsal sürdürülebilirlik platformu olan UN Global Compact’a sayıları 10 bine yaklaşan büyük şirket üye. Türkiye’den üye olan şirketlerin sayısı da 269’a ulaştı. UN Global Compact, toplumsal cinsiyet eşitliği ile çeşitlilik ve kapsayıcılığı şirketler için temel eylem alanları arasında kabul ediyor.  Türkiye’de Kadınların Güçlendirilmesi İlkeleri’ni imzalayarak toplumsal cinsiyet eşitliği için adımlar atan yüzlerce şirket var. Kısaca kadın-erkek eşitliği artık şirketler için “olsa ne iyi olur” türünden bir “hoşluk” değil, işin daha iyi yapılması için gerçekleştirilmesi gereken bir gündem oluşturuyor.

Fiziki ya da dijital eğitim ile bu sorunu ortadan kaldırmak veya minimize etmek mümkün mü?

Dr. Özgün Biçer: Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından sorunun adını koymak önemli. Günlük yaşam pratiğimiz içinde işte ve diğer alanlardaki eşitsizlikleri görünür kılmaya çalışıyoruz. Tüm bunların tekil örnekler olmadığını ve ancak ortak bir eylemle dönüşebileceğini de biliyoruz. Kadınların ve erkeklerin eşit eğitim olanaklarına sahip olabilmesinin, işe alım süreçlerinde ve kariyer aşamalarında aynı süreçlerden geçebilmesinin ve eşit işten eşit ücret alabilmesinin mümkün olduğunu söylüyoruz. Cinsiyetlendirimiş durumlara farkındalığımız arttıkça onu dönüştürme olanağımız ortaya çıkıyor. Dijital ve fiziki eğitim ise bu noktada devreye giriyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından eğitim ve tabii eğitime erişim kritik alanlardan biri.

Dr. Ece Öztan: Toplumsal cinsiyet eşitliği bir yolculuk elbette. Eğitimler eşitlikçi kurumsal dönüşümlerin olmazsa olmazı. Ama buna ek olarak liderlik düzeyinden destek, planlama ve dönüşümü etkin kılmak için çalışan desteği gerekiyor. Biz buna eğitim değil, öğrenme deneyimi demeyi tercih ediyoruz. Öğrenmeyi çalışanların yaşamına yaymayı ve kurumsal süreçler içerisinde de öğrenmenin devamını önemsiyoruz. Bu nedenle etkileşimli öğrenme, çalışanların kendi ritmi, kendi zamanı kendi planlamasıyla katılımı temeline dayanıyor.

Toplumsal cinsiyet ilişkilerini konuşmak bazı dirençleri tetikleyebiliyor. Ayrıca bu konuda sıkça tekrarlanan ve pekişen yanlışlar var. Mesela toplumsal cinsiyetin sadece kadınlarla ilgili olduğu zannediliyor. Oysa dijital ve etkileşimli bir modelde çalışan, kişisel alanında bariyer ve dirençleriyle de karşılaşma olanağı buluyor. Oyunlaştırmayla, videolar, görseller ve hikayelerle karşılaşıyor. Her şeyden önemlisi, öğrenmeye kendi istediği zaman katılıyor ve kendi istediği zaman ara veriyor. İsterse hemen derinleşebiliyor ya da daha sonraya bırakabiliyor. Öğrenenin bu konumu toplumsal cinsiyet eşitliği gibi bir alanda daha yakın bir temas alanı sağlıyor bize.

Geliştirdiğiniz interaktif öğrenme modeli “YOLCULUK” ile nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz? Öğrenme aşamalarından bahsedebilir misiniz? Nasıl bir sisteme sahip?

Dr. Ece Öztan: Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi geniş bir alan ve farklı konu başlıklarına sahip. Bu nedenle her düzeyin farklı bir öğrenme aracıyla yaklaşılması gerekiyor. YOLCULUK da bu anlamda yüz yüze gerçekleştirdiğimiz atölyeleri tamamlayan ve geniş kesimlere ulaşabilen yenilikçi bir sistem. YOLCULUK, tüm çalışanlara yönelik farkındalık eğitimlerinin tasarlanmasında kurumlara büyük bir kolaylık sağlıyor. Üstelik anında değişimi ölçme ve raporlama olanağı yaratıyor. GmPly ile geliştirdiğimiz interaktif videoları tek bir tıklamayla mevcut LMS’iniz içinde hemen kullanıma açabiliyorsunuz. Her çalışanın yolculuğu, deneyimi farklı. Kendi seçtikleri patikalarda kendi zamanlamalarıyla yolculuğa devam ediyorlar. İnteraktif modül bir yıllık süre içerisinde kurumunuza lisanslı bulunuyor.

Bizim kurumlarda en çok deneyimlediğimiz tıkanmalardan birisi, bu sürecin örgütlenmesi için koordinasyon sağlamak. Çoğunlukla tüm çalışanlara yönelik eğitimlerin organizasyonunu yapmaya çalışırken enerjinin çoğu tüketilmiş oluyor. Bu nedenle dönüştürücü adımlar ve derinleşmeye zaman kalmıyor. Kısacası bu modül kapsamlı bir dönüşüm için gerekli ilk basamağı, hızlı ve kuruma organizasyon yükü getirmeden kolayca geçmenizi sağlıyor. Derinleşmek ve sürdürülebilir adımlar atmak için odaklanmak mümkün hale geliyor.

 

Dijital bir öğrenme modeli oluşturmanızda pandeminin etkisi oldu mu?

Dr. Özgün Biçer: Yeni bir öğrenme yaklaşımı geliştirmeliyiz ve daha geniş kitlelere ulaşmalıyız diye düşünmeye başladığımızda henüz pandemiye dair bir bilgimiz yoktu. Ece de, ben de akademiden geliyoruz. Sürekli genç nesiller ile temas halindeyiz. Bu sayede gençleri yakından gözlemleme şansımız var. Biliyoruz ki teknolojik dönüşümle beraber yaşam tarzlarımız gibi iletişim şekillerimiz ve öğrenme biçimlerimiz de farklılaşıyor. Zygmunt Bauman’ın dediği gibi, akışkan bir çağda yaşıyoruz. Günlük yaşamımızın uzunca bir vaktini dijital dünyada geçiriyoruz. Bu gençlerde daha fazla. Bu nedenle eğitimde gamification (oyunlaştırma) yaklaşımının bizim için çok önemli bir araç olacağını fark ettik. Diğer yandan kurumsal dünyaya eğitimler verirken kişisel ve kurumsal dirençler meselesi de önemliydi. Nasıl olur da insanların ilgisini çeken ama aynı zamanda kişisel dirençleri ile yüzleşmeler yaşayabilecekleri bir öğrenme formunu hayata geçirebiliriz? Peşine düştüğümüz soru bu oldu.

Özellikle zor konuları anlatabilmek ve herkesin kendi deneyimini yaşamasına imkan vermesi açısından interaktif öğrenme videoları hazırladık. Pandemi ise bizim öngördüğümüz süreci hızlandırdı diyebiliriz. Biz zaten bu sürece hazır girdik. Elbette pandemi uzaktan çalışma ve uzaktan eğitimi hayatımızın normali haline getirmesi ile online videolara ilgi arttı ve kısa zamanda yaygınlaştı. Pandemiden önce post-covid iş yaşamı için bir model geliştirdiğimizi şimdi daha iyi anlıyoruz.

Gerekli olan değişim hangi noktadan başlamalı?

Dr. Ece Öztan: Öncelikle kurumların bulunduğu noktanın teşhisi çok önemli. Bunun için biz eğitimler öncesinde bir kurum check-up’u yapmayı tavsiye ediyoruz. Eğitimlerin organizasyonundan önce mutlaka ihtiyaç analizine yönelik görüşmeler yapıyoruz. Sonrasında kurumlara özel bir   öğrenme ve dönüşüm rotası belirliyoruz. Bu noktada liderlik ve kurumsal mesajlar çok önemli. Kurumun bir politika belgesi var mı? Bu politika belgesi çalışanlarca biliniyor mu? Üst yönetimce ve çalışanlarca nasılsahipleniliyor? Tüm bu sorular çok önemli. Rotamız, yalnızca eğitim faaliyetlerinden değil; kurumsal dil ve iç iletişimden, İK süreçlerine, sosyal diyalog ve paydaşlarla ilişkilere kadar bir dizi adımdan oluşuyor.  Bunu özellikle ilgili ekiplerle yaptığımız atölyelerle tespit ediyoruz

 

Yaptığınız çalışmalar ve edindiğiniz tecrübelere dair toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili unutamadığınız bir anı/olay var mı?

Dr. Özgün Biçer: Elbette. Her buluşmanın aslında kalıcı etkileri oluyor. Gerek üniversitede gençlerle gerekse kurumlarla gerçekleştirdiğimiz eğitimlerin sonunda farklı kesimlere dokunmanın ve dönüşüme tanıklık etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Benim en kıymetli anım, yorucu ve zorlu bir eğitimin sonunda yanıma gelen genç arkadaşımdır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersini anlatırken dinleyici ile göz kontağı kurmayı çok önemserim. Böylece ne kadar ulaşabildiğimi ne kadar birlikte yol aldığımızı hissediyorum. Ancak sınıfta bir öğrencim hemgenellikle kenarda duruyor hem de hiçbir şekilde diyaloğa katılmıyordu. Konuya karşı önyargılı olduğunu ve direnç gösterdiğini düşündürmüştü. Ancak dönemin sonundabenim için beklenmedik bir şey oldu. Bu öğrencim odama geldi ve “hocam sizi kendime örnek alıyorum” dedi. Bu hem çok mutlu hissettiğim öte yandan kendi yargımı da gördüğüm bir an oldu. Bu nedenle benim için çok kıymetlidir.

Dr. Ece Öztan: Ben de kurumsal dünyada beni en çok etkileyen bir anımı paylaşayım. Rafinerilerden, otel çalışanlarına; ar-ge mühendislerinden, finans ve perakendeye kadar çok farklı sektör ve iş ortamlarında bu konuda eğitim ve danışmanlık yaptım. Erkek yoğun bir iş kolunda, mühendisler, teknisyenlerle dolu bir rafinerinin eğitim salonundayız. İşin kadını, erkeği olmadığından söz ediyoruz. Farklı örnekler veriyoruz. Kıdemli olduğunu düşündüğüm bir erkek mühendis, kadınların da elbette mühendis olabildiğini ve çok iyi işler de yaptıklarını söyledikten sonra kendi çalışma koşulları ile ilgili olarak şunları ekliyor: “Tabii bizim gibi rafineri koşullarında, soğuk havalarda dışarıda saatlerce denetim ve testler için kalmalarına gerek yok. Bazı işler de bu anlamda kadınlarca yapılması çok zorunlu değil” diyor.  Katılımcı bu cümleyi kurar kurmaz, salonun arka taraflarından bir el kalkıyor. Üzerinde rafinerinin kalın yeleklerinden var. Söz alıyor ve sabahın altısında bile tankerlerin tepesinde sızan petrolü bezlerle temizleyen temizlik ekiplerinin neredeyse tümünün kadın olduğuna dikkat çekiyor. Soğuktan nasırlaşan ellerini gösteriyor. Çok uzundur rafineride çalışan bu  kadın işçi, kadın-işi erkek işi ayrımının ikiyüzlülüğünü çok etkili bir biçimde ortaya koyuyor: “Ne yani temizlik yaparken erkek işi değil de, mühendisliğini yaparken mi erkek işi oluyor soğukta çalışmak!” Bu benim için çok etkileyici anlardan biriydi. Mümkün olsa bu anın bir kısa filmini çekip, tüm eğitimlerimde kullanmak istedim.

Oluşturduğunuz proje ile ilgili aldığınız geri dönüşler ne yönde oldu?

Dr. Ece Öztan: Çok olumlu dönüşler var. Pandeminin yarattığı koşullarla YOLCULUK pek çok şirketin daha da ilgisini çekmeye başladı. Kurumlara esneklik sağlaması en çok aldığımız geri dönüşlerden biri. Bir diğeri eğitimlerin eğlendirici bulunması. Bilimsel çalışmaların kolay ve anlaşılır sunulması; videolar ve görsel malzemeler dikkatin sürekli korunması çok beğenildi. Eğitime dahil olan katılımcıların bazıları PC’de başladıkları eğitimi, cep telefonunda kaldıkları yerden devam edebilmelerini de çok rahat buldular. Konuya meraklı katılımcılar, sözü edilen çalışmalara bile isterlerse tıklayarak ulaşabilmeyi sevdiler. Tekrar edebilmeyi ve sonundaki hatırlatıcı eğitimlerle pekiştirme özelliği de özellikle bize iletilen beğenilen yönlerdendi.

Dr. Özgün Biçer: Tabi ki yöneticiler ve şirketlerin eğitim birimleri açısından, ölçme, veri toplama ve raporlama özelliği dikkat çekiyor. Kurumlar en çok çalışanlara verilen eğitimlerin etkisini görmek açısından sıkıntılar yaşıyorlardı. Bu etkileşimli öğrenme modülleri sayesinde her çalışan farklılıklarıyla değerlendirilebiliyor. 

 

Ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalar ile toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde farkındalık oluşturulabildiğini düşünüyor musunuz?

Dr. Ece Öztan: Özel sektör bu alanda önemli yol katediyor. Bu alanda 20 yılı aşkın süredir akademik olarak çalışıyoruz. Kurumlarla ilk çalışmaya başladığımızda toplumsal cinsiyet eşitliği daha çok dışarıdan kurumlara “tavsiye edilen”, alınıp geçilecek bir eğitim gibi görülebiliyordu. Şimdi ise toplumsal cinsiyet eşitliği kurumların planlamalarında ve sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli bir yer tutuyor. Cinsiyet dengeli ekip ve yönetimlerin yarattığı dönüşümler her yerde yayımlanıyor. Yani artık cinsiyet eşitliği işin asli bir parçası, hatta bir işi daha iyi yapmak için bir zorunluluk haline geldi.

Dr. Özgün Biçer: Bu konulara çalışanlardan da büyük destek var. Üstelik çok farklı kesimlerden. Ancak bu konulara dair bilgi eksikliği var ve çoğunlukla nasıl hareket edileceği bilinmiyor. Bu istek ve hevesin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kurumlar bu hevesi doğru ve etkili bir şekilde yönetebilirlerse iş yaşamında daha hızlı ilerlemeler mümkün olabilir. Öte yandan küresel ve politik olarak da ters yönde dinamikler de var. Ancak biz bu dinamiklerin, toplumdaki değişim ve dönüşüm dinamiklerinden güçlü olmadığını düşünüyoruz. Özellikle iş hayatına damgasını vuran yeni kuşakların dinamiklerinden...

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
Benzer İçerikler
Lifestyle İnteraktif öğrenme modeli: Yolculuk Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminde yeni bir yaklaşım sergilenerek hazırlanan interaktif öğrenme modeli "YOLCULUK" yalnızca kadınlar üzerinden ilerlemeyerek sürece erkekleri de dahil ediyor.
07.01.2021
Son Eklenenler
Lifestyle Warner Bros. müjdeyi verdi Charlie’nin Çikolata Fabrikası filminin büyülü dünyası yeniden bizlerle.
23.01.2021
Lifestyle Herkesin merak ettiği o isim Gigi Hadid ve Zayn Malik çifti kızlarının çok merak edilen ismini açıkladı.
22.01.2021
Lifestyle Netflix'e gelen yeni özellik Netflix ne izleyeceğine karar veremeyen kullanıcılarına yeni bir özellik sunmaya hazırlanıyor.
22.01.2021